İzmir
SON DAKİKA

12 bin yıllık buğday yeniden tarlalarda: Iza üretimi 500 dönüme çıkarılacak

Bolu’nun Mengen ilçesinde yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen ve “buğdayın atası” olarak kabul edilen ıza buğdayının geleceğe taşınması amacıyla üretim çalışmaları sürdürülüyor. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden…

İsam Akgül İsam Akgül
8 Ağustos 2026 1 sa önce 1 okuma dk okuma
12 bin yıllık buğday yeniden tarlalarda: Iza üretimi 500 dönüme çıkarılacak
12 bin yıllık buğday yeniden tarlalarda: Iza üretimi 500 dönüme çıkarılacak

Bolu’nun Mengen ilçesinde yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğu belirtilen ve “buğdayın atası” olarak kabul edilen ıza buğdayının geleceğe taşınması amacıyla üretim çalışmaları sürdürülüyor. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun.

“Tohum Ambarı” projesi kapsamında yetiştirilen ıza buğdayının üretiminin artırılması için çiftçilere ücretsiz tohum desteği sağlandı.

Destekler sayesinde ıza buğdayının ekim alanı bu yıl 140 dönümden 250 dönüme çıkarıldı. Tarlalarda hasat çalışmaları da başladı.

Bu yıl yaklaşık 55 ton ürün elde edilmesi beklenirken, gelecek yıl üretim alanının 500 dönüme çıkarılması hedefleniyor.

Çalışmalarla ıza buğdayının doğal üretim yöntemleriyle yetiştirilmesi ve yerel tohum varlığının korunması amaçlanıyor.

“Tohum Ambarı” projesinin kurucusu ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğretim görevlisi Berker Çiftçi, ızanın bilinen ilk kültüre alınan buğday türlerinden biri olduğunu belirtti.

Arkeolojik bulgulara göre ıza buğdayının yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğunun ortaya konulduğunu aktaran Çiftçi, türün besin değerleri açısından da öne çıktığını söyledi.

Çiftçi, düşük glisemik indeks, 14 kromozomlu yapı ve düşük gluten oranının ıza buğdayını günümüzdeki sağlıklı beslenme anlayışı açısından önemli tahıllardan biri haline getirdiğini belirtti.

Iza buğdayının hastalıklara karşı dayanıklı yapısı sayesinde kimyasal tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilebildiğini ifade etti.

Proje kapsamında yaklaşık 4 yıldır ıza buğdayının üretimini sürdürdüklerini belirten Çiftçi, ücretsiz tohum desteği verilen çiftçilerin de üretim sürecine dahil edildiğini söyledi.

Tohum desteğinden yararlanan üreticilerden kimyasal tarım ilacı kullanmamalarının istendiğini belirten Çiftçi, ıza buğdayının doğal yapısıyla kendisini koruyabilen güçlü bir tür olduğunu ifade etti.

Geleneksel tarım yöntemlerini esas aldıklarını belirten Çiftçi, organik gübre kullanımına ilişkin akademik çalışmalar yürüttüklerini ve elde edilen bilimsel sonuçları üretime aktarmaya çalıştıklarını kaydetti.

Iza buğdayının yalnızca tarımsal açıdan değil, gastronomi alanında da önemli bir potansiyel taşıdığı belirtildi.

Uzun yıllardır bulgur olarak tüketilen ve hayvan yemi olarak da kullanılan ıza buğdayının farklı ürünlerde kullanılabileceğine yönelik akademik çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Çiftçi, buğdaydan elde edilen unla çeşitli gıdalar hazırladıklarını söyledi.

Ekmek, simit, açma, poğaça, bisküvi, erişte ve makarnanın yanı sıra Japon, İtalyan ve Meksika mutfaklarından bazı ürünlerin de ıza buğdayından elde edilen un kullanılarak hazırlandığını belirten Çiftçi, bazı ürünlerde geliştirilmesi gereken noktalar bulunmasına rağmen sonuçların başarılı olduğunu ifade etti.

Çiftçi, ıza buğdayının gastronomi açısından değerli bir ham madde olduğunu vurguladı.

Mengen’in aşçılık kültürüyle özdeşleştiğini belirten Çiftçi, kadim buğday türünün ilçede yeniden üretime kazandırılmasının önemli olduğunu söyledi.

Gelecek yıl daha geniş alanlarda ekim yapmayı planladıklarını ifade eden Çiftçi, daha fazla üreticiyle çalışarak yerel kalkınmaya katkı sağlamayı ve ıza buğdayını daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

“Tohum Ambarı” projesi kapsamında 700’ün üzerinde yerel tohumun koruma altında tutulduğunu belirten Çiftçi, tohumların iklim ve coğrafi şartlarına uygun bölgelerde yeniden üretildiğini söyledi.

Her yıl belirli sayıda üreticiye ücretsiz tohum dağıtıldığını aktaran Çiftçi, çoğaltılan tohumların daha sonra yeniden tohum ambarına kazandırıldığını anlattı.

Proje kapsamında çocuklara yönelik ekolojik okuryazarlık eğitimleri de düzenlendiğini belirten Çiftçi, bu eğitimlerde toprağın, tohumun ve üretimin öneminin anlatıldığını ifade etti.

Çiftçi, tohumların yalnızca tarımsal ürün olarak değil, geçmişten geleceğe aktarılan kültürel miras, sağlıklı yaşam ve yerel üretimin temel unsurlarından biri olarak değerlendirildiğini söyledi.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!