Enflasyonla mücadele programını uygularken yatırım, ihracat ve istihdamdan taviz vermeyen Türkiye, kesintisiz büyümeye devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2.3 büyüdü. Böylece kesintisiz büyüme süreci 24 çeyreğe ulaştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.1 arttı.
1.7 TRİLYON DOLAR AŞILDI Haziran sonu itibarıyla GSYH TL bazında 73 trilyon liraya, dolar bazında ise 1.7 trilyon doları geçerek rekor kırdı. Yılın ilk yarısındaki büyüme ise yüzde 2.5 olarak gerçekleşti. Savaşın gölgesinde geçen ikinci çeyrekte büyümeyi vatandaşın tüketimi belirlerken, inşaat 2022 üçüncü çeyrekten bu yana ilk kez daraldı, tarım sektörü son iki çeyrektir büyümeye pozitif katkı vermeye devam etti. Sanayi ilk çeyrekteki negatif seyri pozitife döndürse de ivme kaybı sürdü.
EN HIZLI BÜYÜME TARIMDA Üretim yöntemiyle GSYİH hesabında tarımda ikinci çeyrekteki güçlü büyüme dikkat çekti. Hava koşullarının da etkisiyle son yıllarda büyümeye negatif katkı veren tarım sektörü bu yıl birinci çeyreğin ardından ikinci çeyrekte de yüzde 13.3 büyüdü ve ekonomik büyümeye katkı 0.45 puan ile üretim yöntemiyle hesapta sanayiden sonra en yüksek katkıyı veren sektör oldu. Bu yılın ilk çeyreğinde yaşadığı daralma ile büyümeyi negatif etkileyen sanayi sektörü yavaşlamaya rağmen pozitif tarafta kalmayı başardı. Sanayide büyüme yüzde 2.4 olurken ekonomiye katkı 0.46 puan olarak üretim hesabındaki en güçlü katkı olarak öne çıktı. İnşaat ikinci çeyrekte, 2022 üçüncü çeyrekten bu yana yani tam 14 çeyrek sonra ilk kez daraldı. Sıkı para politikasının en çok etkisini gösterdiği finans ve sigorta sektörü geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2.1 büyüyerek 0.13 puan katkı sağladı.
TÜKETİMİN KATKISI Harcamalar yöntemiyle GSYH hesabında Türkiye ekonomisinde büyümenin hemen hemen tamamının vatandaşın tüketiminden kaynaklandığı görülüyor. İlk çeyrekte yüzde 5.1 büyüyen vatandaşın tüketimi ikinci çeyrekte yüzde 3.5 büyüdü. Bu büyümenin ekonomik büyümeye katkısı ise 2.33 puan oldu. Fakat vatandaşın tüketiminin büyümeye katkısının geçen yılın birinci çeyreğinden bu yana en düşük seviyeye gerilediği dikkat çekti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bakıldığında bir önceki çeyreğe göre vatandaşın tüketimi yüzde 1.3 düştü ve ekonomik büyümeye negatif katkı verdi.
YATIRIMLAR YAVAŞLADI Devlet tüketimi bu yıl ikinci çeyrek yüzde 1.8 daraldı ve büyümeyi 0.21 puan aşağı çekti. Toplam yatırımlar sadece yüzde 0.6 büyüyerek 0.16 puanlık katkı verdi. Yatırımların ayrıntısına bakıldığında en büyük gerileme yüzde 0.9 ile inşaatta gerçekleşti. Makine ve teçhizat yatırımları da yüzde 1.6 büyüme ile önceki çeyreklere göre hız kesti. Yatırımlardaki bu yavaşlama sıkı para politikası ve finansmana erişim sıkıntılarının öne çıkmasından da kaynaklandı.
DIŞ TİCARET 6 ÇEYREK SONRA POZİTİF Savaşın etkisiyle ihracat bu yıl ikinci çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3.4 daraldı büyümeyi 0.76 puan aşağı çekti. Ancak yine savaş etkisiyle yüzde 6.4 daralan ithalat büyümeye 1.33 puan ile vatandaşın tüketiminin ardından en yüksek katkıyı verdi. Böylece dış ticaretin büyümeye katkısı 6 çeyrek sonra 0.57 puan ile ilk kez pozitife döndü. Stok değişimleri ise büyümeye 0.55 puanlık düşürücü etki yaptı.
DENGELİ BÜYÜMEYİ GÖZETİYORUZ KÜRESEL ekonomide belirsizliklerin ve jeopolitik gerilimlerin arttığı, büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği bir ortamda ekonomimiz dinamizmini sürdürmekte ve dayanıklılığını korumaktadır. Yılın ilk yarısında yüzde 2.5 oranında gerçekleşen büyüme; iç talepte dengelenmenin sürdüğü, net ihracatın büyümeye pozitif katkı verdiği ve sanayi sektörünün yeniden büyümeye geçtiği bir görünüm ortaya koymaktadır. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarını kalıcı şekilde tesis ederken; dengeli büyümeyi gözeten, makroekonomik istikrarı güçlendiren, üretim ve teknolojik kapasitemizi geliştiren, yüksek katma değerli üretimi destekleyen politikalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
KADEMELİ ARTIŞ SÜRECEK Türkiye'nin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229'un ve dünya ortalaması olan yüzde 306'nın oldukça altında bulunuyor. Ekonomimizin güçlenen makroekonomik temelleri, şoklara karşı direncimizi artırıyor. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını bekliyoruz. 2027-2029 dönemi OVP ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritamızı ortaya koyacağız.
DAYANIKLILIĞI GÖSTERDİ 2026 yılı 2'nci çeyrek büyüme performansı, küresel ölçekte zorlu şartların ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde ekonomimizin dayanıklılığını göstermiştir. Ticaret Bakanlığı olarak yürüttüğümüz faaliyetlerin de katkısıyla cari işlemler dengesindeki ılımlı görünüm, tüm olumsuz küresel gelişmelere rağmen korunmaktadır. Ticaret Bakanlığı olarak, 2026 yıl sonu hedefimiz olan mal ihracatında 282 milyar üzerinde bir performansın yakalanması ve büyüme ivmesinin korunarak güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz. Mal ve hizmet ihracatında yıl sonu hedefi olan 410 milyar doların yakalanması ve büyüme ivmesinin güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz.