ABD ve 17 Avrupa ülkesinin içinde olduğu 33 ülke, vatandaşlarını "On güne kadar size yetecek yiyecek stoklayın. Evinizde nakit para, el feneri, mum, pil bulundurun" diyerek uyardı
23 Ekim'de Newsweek dergisi bu konuyu "Global bir kriz mi geliyor?" başlığıyla manşetine taşıdı. Bunun üzerine başlayan panik havası, tüm dünyayı endişelendirdi
Gerçekten neler oluyor? Bu 33 ülke bizim bilmediğimiz neyi biliyor? Bu panik havası bilerek mi oluşturuluyordu? Kafalarda beliren tüm bu soruları uzmanlara sorduk
21. Yüzyılın ilk çeyreği dünyayı hiç tecrübeli ve tanıdık olmadığı sıra dışı olaylarla karşı karşıya bıraktı. Küresel pandeminin şokunu henüz üzerinden atmakta olan insanlık şimdi de çok daha karmaşık problemlerle başa çıkmaya çalışıyor. 33 ülkenin belirli aralıklarla acil durum uyarısı yayımlaması ve vatandaşlarını bilgilendirmesi bir anda büyük bir panik havasının kapısını araladı. Son dönemde artan jeopolitik gerilimler, siber güvenlik tehditleri, bölgesel savaşlar ve iklim krizine bağlı doğal afetler uluslararası arenada endişeleri de artırdı. Hükümetler ve acil durum yönetim ajansları, halkın olası bir altyapı çöküşü, siber saldırı veya afet durumunda ilk günlerde dış yardıma ihtiyaç duymadan kendi kendilerine yetebilmesi için kapsamlı rehberler yayımladı. Uzmanlara göre, 33 ülkenin bu ani alarm durumuna geçmesinin ardında 4 ana senaryo yatıyor: Siber saldırı ve dijital çöküş, bölgesel savaşlar ve küresel etkileri, Doğal afetler ve iklim krizi ve nükleer saldırı ihtimali... her bir ihtimali işin uzmanlarıyla konuştuk. Ve tek bir sorunun cevabını aradık: Ne oluyor?
Birbirinden uzak ülkeler, farklı gerekçelerle de olsa vatandaşlarını olası krizlere karşı hazırlanmaya çağırıyor. ABD'den Avrupa'ya, Asya'dan Okyanusya'ya uzanan 33 ülkelik tablo, dünyada büyüyen güvenlik endişelerini gözler önüne serdi. Rusya-Ukrayna ve Amerika İran savaşıyla derinleşen jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, siber saldırılar, iklim kaynaklı afetler, tedarik zincirine yönelik sabotajlar ve yapay zekanın kontrolsüz yayılmacılığı dünyayı daha önce hiç tecrübe etmediği kaotik bir türbülansla karşı karşıya bıraktı. Güvenlik endişesiyle şekillenen yeni dünyan en temel sorunlarını uzmanlara yönettik.
SİBER PANDEMİLER DÖNEMİ Stratejist yazar Murat Akan, peş peşe yapılan uyarılarının bir tesadüf olmadığına dikkat çekiyor. Yeni bir küresel nizamın kurulmak istendiğine vurgu yapan Akan, yoğunlaşan siber saldırıların dünya genelinde bir pandemiye dönüşeceğini kaydediyor. Akan, "Koronavirüs süreciyle dijitalleşme tavan yaptı. Teknoloji şeytanlaştırılarak insan hayatını çekilmez hale getirmek istiyorlar. Çünkü 'Kaostan düzen doğar' ilkesinden hareketle kontrollü bir gerilim uyguluyorlar. Avrupa'da başlayan eylemlerin altında da, son günlerdeki Acil Durum çağrılarının altında da aslında bu proje yatıyor. 33 devletin acil çağrı yapmasının yapay zeka tartışmalarından sonra gelmesi manidardır. Finans sistemi ve marketlerin soğuk hava sistemlerine yapılan saldırılar, aslında sıfırlama projesinin bir parçası" dedi.
YAPAY BİR KITLIK OLUŞTURULMAK İSTENİYOR Akan, "Yeni küresel düzen, inşa edilmek isteniyor. Birincisi dijitalleşme. Tüm devletlerde dijitalleştirmeyi özendirmek için Dünya bankası krediler verdi. Bilerek devletlerin kritik altyapıları, sistemleri dijitalleştirildi. Amaç, dünyayı tek elden sayısal verilerle kolayca kontrol etmek. Yeni küresel sistemin 2. en önemli unsuru enerji. Altyapısı dijitalleştirilerek siber saldırılara açık hale getirilen bir sistem. Geçtiğimiz aylarda İspanya'da yaşanan 4 günlük elektrik kesintisi bunun en güzel örneği. Siber saldırılarla artık siber pandemiler dönemi kaçınılmaz. Yeni küresel düzenin 3. unsuru gıda ve sağlık sisteminin sıfırlanması. Son günlerde büyük marketlerin soğuk hava sistemlerine yapılan saldırılarla yapay bir kıtlık oluşturulmak isteniyor. Nedeni; doğal olanın yerine ürettikleri ürünleri vitrinlere çıkartmak. Yapay et, yapay süt, yapay tereyağı, yapay yumarta zaten hazır... Akıllı buzdolapları üzerinden evlerdeki gıdaları da bozacaklar. İnternet bağlantısı olan akıllı buzdolaplarına uzaktan müdahale etmek mümkün. Finans sitemine de yapılan siber saldırılarla finansal sıfırlama yapmak istiyorlar. Güney Kore, ABD, Çin, Japonya bankalarına yapılan siber saldırılar buna örnektir" diyor.
YAZILIMA SIZIP HAYATI DURDURABİLİRLER Yapay Zeka Çalışmaları Uzmanı Prof. Dr. Tunay Kamer ise peşi sıra yapılan uyarıların abartı yahut komplo teorisi olarak değerlendirilmeyeceğini kaydederek, çok yakın bir tehlikeye dikkat çekti. Kamer, "Bu çağrının yapılması ne bir paranoya ne de abartılı bir korku politikasının ürünüdür. Kamuoyu bu uyarıları çoğunlukla geleneksel bir askerî çatışma ya da nükleer tehdit ekseninde okuyor. Oysa asıl kriz, dijital sistemlere aşırı bağımlı hâle gelen gündelik hayatımızın ne kadar kırılgan olduğudur. Tarih boyunca bir toplumu teslim almak için şehirler kuşatılırdı, ikmal yolları kesilirdi. 21. yüzyılda ise tek bir sunucuya girip soğutma sistemlerinin sıcaklık ayarlarını birkaç derece yükselterek milyonlarca insanın gıdasını ve ilacını kullanılamaz hâle getirebilir, tek bir yazılım güncellemesiyle dünya genelinde uçuşları durdurabilirsiniz" dedi.
TEHDİDİN BOYUTU İNSAN ALGISININ ÖTESİNDE Kamer, "2021 yılında dünyanın en büyük et üreticisi JBS siber saldırıya uğradığında, ABD ve Avustralya'daki üretim kapasitesinin yaklaşık beşte biri aniden durdu. Hollanda'da lojistik devi Bakker Logistiek hedef alındığında, ülkenin en büyük süpermarket zincirinin raflarında günlerce temel gıda ürünleri bile bulunamadı. Aynı yıl Colonial Pipeline hattının yalnızca faturalandırma yazılımı kilitlendiği için ABD'nin doğu yakasında saatler içinde benzin istasyonları kilitlendi ve acil durum ilan edildi. Daha da çarpıcı olan, Temmuz 2024'te yaşanan CrowdStrike olayı, gerçeği bize en açık şekilde gösterdi. Kötü niyetli ve organize bir sabotaj dahi olmadan, tek bir hatalı güncelleme dünyadaki 8,5 milyon Windows cihazını mavi ekrana düşürdü; hastanelerde ameliyatlar durdu, havalimanları kilitlendi, bankacılık işlemleri felç oldu. Üstelik yapay zekânın sıfır gün açıklarını dakikalar içinde bulması ve çalışanları deepfake video toplantılarıyla milyonlarca dolar dolandırabilecek kadar ikna edici hâle gelmesi, tehdidin boyutunu insan algısının ötesine taşıyor." ifadelerini kullandı.
GÖRÜNMEZ KODLARLA SAVAŞ Savaşların içeriğini değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Kamer, "Bütün bu hazırlıkların ortak amacı, dijital bir kesintinin toplumsal hayatı durdurmasını önlemektir. Geleceğin savaşı artık gökyüzünden atılan füzelerden ibaret değil; marketlerin soğutma sistemlerini durduran, ödeme altyapısını felç eden ve hastaneleri ekransız bırakan görünmez kodlarla da veriliyor. Dijital dünya bize muazzam bir hız ve konfor sundu. Fakat bu konforun bedelini dayanıklılığımızdan ödün vererek ödedik. Şimdi o bedelin faturası önümüze geliyor. Daha ağır bedeller ödememek için dijital bağımlılığımızın sınırlarını kabul etmeli ve savunma reflekslerimizi fiziksel dünyanın gerçeklerine yeniden uyarlamalıyız" şeklinde konuştu.
GÜVENLİK PARADİGMASI DEĞİŞİYOR Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Durdu Mehmet Özdemir ise uyarıların değişen dünyanın güvenlik paradigması olarak okunması gerektiğine işaret ederek, "Söz konusu gelişmeleri doğrudan bir 'Üçüncü Dünya Savaşı hazırlığı' olarak okumak yerine; devletlerin günümüzde köklü bir değişim geçiren güvenlik algılamalarının bütüncül bir yansıması olarak değerlendirmek daha doğru bir analitik yaklaşım olacaktır. Soğuk Savaş döneminde güvenlik; büyük ölçüde devletlerin askerî kapasiteleri, sınır dokunulmazlığı, caydırıcılık ve konvansiyonel bir askerî saldırıya karşı savunma yetenekleri üzerinden tanımlanmaktaydı. Ancak Soğuk Savaş sonrasında hızlanan küreselleşme, teknolojik sıçramalar ve ekonomik karşılıklı bağımlılık, tehditlerin yapısını karmaşıklaştırdı" şeklinde konuştu.
YENİ KÜRESEL SİSTEMİN RİSK YÖNETİMİ Özdemir, küresel kırılmayı sağlayan ana etkenlere değinerek, "ABD-İran savaşı, Rusya-Ukrayna savaşı, teknoloji bağımlılığı ve Pasifik'teki stratejik rekabet, küresel tedarik zinciri kırılganlığı ve iklim değişikliği. Güvenlik anlayışındaki dönüşümün en kritik boyutunu hibrit tehditler oluşturmaktadır. Hibrit tehditler; konvansiyonel askerî yöntemlerin yanı sıra siber saldırılar, ekonomik şantaj, dezenformasyon, sabotaj ve kritik altyapılara müdahale gibi örtülü yöntemlerin eş zamanlı kullanımını ifade eder. 33 ülkenin eş zamanlı veya ardışık olarak yayınladığı sivil savunma tavsiyelerini, yaklaşan kaçınılmaz bir kıyamet veya Üçüncü Dünya Savaşı'na dair alınmış gizli bir istihbaratın sonucu olarak okumak analitik bir hata olur. Netice itibarıyla, 33 ülkenin sivil hazırlık çağrıları bir kıyamet felaketçiliği ya da yaklaşan bir küresel savaşın ilanı olarak değil; değişen küresel sistemde devletlerin risk yönetimi paradigmalarında yaşanan radikal değişikliğin topluma yansıması olarak okunmalıdır. Günümüzde ulusal güvenlik; artık sadece sınırlardaki tank sayısı ile değil, bunların yanı sıra şebekeden akan suyun, prizdeki elektriğin ve tedarik zincirindeki devamlılığın ne kadar korunduğu ile de ölçülmektedir" değerlendirmesinde bulundu.
TARTIŞMA NASIL BAŞLADI Meselenin fitilini, ABD merkezli Newsweek dergisinin 28 Ekim 2026'da yayımladığı "Map Shows Nations Urging People to Stockpile Food as France Issues Warning" başlıklı haber ve harita ateşledi. Dergi, farklı tarihlerde ve farklı gerekçelerle vatandaşlarına acil durum çantası hazırlama, gıda ve su stoklama tavsiyesinde bulunan 33 ülkeyi tek bir haritada topladı. Tartışma, 27 Ekim'de sosyal medyada yayılan ve ülkelerin peş peşe stok çağrısı yapmasını gündeme taşıyan paylaşımlarla büyürken Newsweek'in haberi konuyu uluslararası kamuoyuna taşıdı. İngiltere'nin 22 Ekim'de başlattığı üç günlük acil durum hazırlık kampanyası ve Japonya'nın benzer yöndeki çağrısı da tartışmayı güçlendirdi.
KITALARA YAYILAN PANİK Söz konusu 33 ülke dünyanın değişik kıtalarında bulunuyor. Uyarı yayımlaYan ülkelerden 17 tanesi Avrupa'da, 3'ü Kuzey Amerika ülkesi, 4'ü Güney Amerika ülkesi, 1'i Afrika, 6'sı Asya, 2'si de Okyanusya ülkesi. Bu ülkeler şöyle: İngiltere, İrlanda, Fransa, Almanya, Hollanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, İsviçre, Hırvatistan, Kanada, Meksika, Amerika, Şili, Kolombiya, Arjantin, Brezilya, Güney Afrika, Japonya, Tayvan, İsrail, Hindistan, Filipinler, Singapuır, Avustralya, Yeni Zelanda.
NELERİN BULUNDURULMASINI İSTEDİLER? Kişi başına günlük 9 litre su. En az 10 günlük yiyecek stoku. Bozulmayan dayanıklı gıdalar. Bakliyat, koserve. El feneri ve pil. Pilli radyo, nakit para, kimlik belgeleri, ilk yardım çantası, hijyen ürünleri ve kişisel ilaçlar.