İzmir
SON DAKİKA

Bakan Kurum: Savaşlar enerji arz güvenliğini tehdit ediyor

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen "COP31 Yolunda Bilim Diplomasisi: Akademi Lansmanı" programında konuştu. Türkiye'nin COP31 hazırlıklarını akademi, kamu…

İsam Akgül İsam Akgül
4 Ağustos 2026 2 sa önce 1 okuma dk okuma
Bakan Kurum: Savaşlar enerji arz güvenliğini tehdit ediyor
Bakan Kurum: Savaşlar enerji arz güvenliğini tehdit ediyor

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen "COP31 Yolunda Bilim Diplomasisi: Akademi Lansmanı" programında konuştu. Türkiye'nin COP31 hazırlıklarını akademi, kamu kurumları ve toplumun tüm kesimleriyle birlikte yürüttüklerini belirten Kurum, bilim diplomasisinin uluslararası iş birliklerini güçlendirecek önemli bir araç olduğunu ifade etti.

Programda üniversitelerin iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilirlik ve çevre politikalarına yönelik bilimsel çalışmalarının artırılması, akademi ile kamu kurumları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve COP31 sürecine bilimsel katkı sunulmasına ilişkin yol haritası ele alındı.

COP31 hazırlıklarını kapsamlı bir istişare süreciyle yürüttüklerini belirten Kurum, şu ifadeleri kullandı:

"COP31 hazırlıklarımızı toplumun bütün kesimlerinin katkı sunduğu kapsamlı bir istişare süreciyle yürütüyoruz. Başkanlığı üstlendiğimiz ilk günden itibaren yol haritamızı üç temel değer üzerine inşa ettik. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyalogla ülkelerin, toplumların, iş dünyasının, gençlerin ve bilim insanlarının beklentilerini dinliyoruz. Uzlaşıyla da farklı şartlara ve önceliklere sahip ülkeleri ortak hedeflerde buluşturuyoruz. Aksiyonla da bu hedefleri projelere, yatırımlara ve sahadaki uygulamalara dönüştürüyoruz."

Kurum, "Hedefimiz, COP31'i bir 'Uygulama COP'u' haline getirmektir. Sözü projeye, bilimsel bilgiyi teknolojiye, taahhütleri de sahadaki somut sonuçlara dönüştüren bir süreç yürütmek istiyoruz" dedi.

Bugüne kadar yoğun bir diplomasi süreci yürüttüklerini dile getiren Kurum, "Farklı kıtalardan ülkelerle ve buradaki müzakere gruplarıyla bir araya geldik; tarafların beklentilerini, süreçteki kaygılarını ve çözüm önerilerini teker teker dinledik. Bonn İklim Değişikliği Konferansı'nda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryasıyla COP31 Ev Sahibi Ülke Anlaşması'nı yaptık. 196 ülkenin içinde olduğu en büyük organizasyonlardan biri" diye konuştu.

COP31 Eylem Gündemi kapsamında uluslararası toplumla paylaşılan hedeflere değinen Kurum, şunları söyledi:

"COP31 Eylem Gündemimizin on öncelikli alanını ve ölçülebilir küresel hedeflerini uluslararası toplumla paylaştık. Bu kapsamda; 2035 yılına kadar elektriğin küresel nihai enerji talebindeki payının yüzde 35'e çıkarılması, dünyadaki atık artış hızının yarıya indirilmesi ve bina sektöründeki enerji yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması gibi somut hedefleri gündeme taşıdık."

Kurum, Londra İklim Eylem Haftası'nda da COP31'in önceliklerini yatırımcılar, finans kuruluşları, özel sektör temsilcileri, bilim insanları ve uluslararası kuruluşlarla paylaştıklarını belirterek, "Yeni ortaklıkların ve uygulamaya dönük iş birliklerinin zeminini hazırladık. Bugün de üniversitelerimizin bilgi birikimini, araştırma gücünü ve yetişmiş insan kaynağını COP31'in karar, teknoloji, proje ve uygulama süreçleriyle buluşturmak için bir aradayız" ifadelerini kullandı.

Dünyanın tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Kurum, savaşlar ve iklim krizinin ekonomiye etkilerine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugün insanlık, tarihin en köklü dönüşüm ve kırılma dönemlerinden birini yaşamaktadır. Dünyanın içinden geçtiği bu dönüşümü savaşlar, enerji krizleri, su kıtlığı, kuraklık, gıda güvenliği sorunları ve artan jeopolitik gerilimler daha da hızlandırıyor. Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaşlar enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Enerjiye erişimin zorlaşması üretim maliyetlerini, gıda fiyatlarını ve hayat pahalılığını artırıyor. Bu da enflasyonu beraberinde getiriyor."

Su krizine de dikkat çeken Kurum, "Su stresi giderek derinleşiyor. Kuraklık; tarımsal üretimi, şehirlerimizin geleceğini, ekonomik istikrarı ve toplumların bir arada yaşama kapasitesini doğrudan etkiliyor. Kaynaklar üzerindeki baskı büyüdükçe kitlesel göçlerin, bölgesel gerilimlerin ve yeni çatışmaların ortaya çıkma ihtimali de her geçen gün artıyor" diye konuştu.

"YANGINLAR DOĞAL VARLIKLARIMIZI VE YAŞAMIMIZI TEHDİT EDİYOR"

Türkiye'de son dönemde yaşanan orman yangınlarına da değinen Kurum, şunları kaydetti:

"Antalya ve Muğla başta olmak üzere birçok ilimizde yaşadığımız yangınlar doğal varlıklarımızı ve yaşamımızı tehdit ediyor. Ani yağışlar, seller ve taşkınlar şehirlerimizin altyapısını zorluyor. Bütün bu gelişmeler tüm dünyayı kapsamlı bir dönüşüme zorluyor. Bu dönüşümü doğru yönetmek, insanlığın ortak geleceğini korumanın temel şartıdır."

Türkiye'nin bu süreçte güçlü bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirten Kurum, "Her ülkenin enerjiye, suya, gıdaya ve teknolojiye erişebilmesi çok kıymetli. Dünyanın içinden geçtiği dönüşümü yakalayamayan ülkeler ekonomik rekabette, üretimde, teknolojide ve kalkınmada geride kalacaktır" dedi.

COP31 Başkanlığının Türkiye için önemli bir fırsat olduğuna işaret eden Kurum, "Türkiye; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kurabilecek, farklılıkları ortak çözüm gücüne dönüştürebilecek ve kimseyi geride bırakmayan bir uygulama anlayışına öncülük edebilecek güce ve tecrübeye sahiptir" ifadelerini kullandı.

Programda konuşan YÖK Başkanı Erol Özvar da YÖK ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının uzun yıllardır ortak projeler yürüttüğünü belirtti.

Özvar, "GreenMetric 2025 sonuçlarına göre 6 üniversitemiz dünyanın ilk 100'ünde, 21 üniversitemiz ilk 200'ünde, 54 üniversitemiz ise ilk 500'ünde yer almıştır. Türkiye, ilk 500'e giren üniversite sayısı bakımından dünyada ilk sırada yer almıştır" dedi.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!