Ulusal televizyon kanalları sıkı denetim ve ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalırken, Youtube başta olmak üzere dijital platformlar toplum değerleriyle bağdaşmayan içeriklerin kolayca yayılmasını sağlıyor. Televizyon kanallarının ürettiği içerikler denetiminden geçerken, dijital mecralarda ise herhangi bir süzgeç ve filtre mekanizması bulunmuyor. Sosyal medya platformlarının algoritması toplum değerlerini aşındıran yayınları bilinçli bir biçimde öne çıkarırken, sektör temsilcileri dijital platformlar ile yerli ve milli televizyon kanalları arasındaki bu eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını talep ediyor.
Televizyon kanalları yüksek vergi, lisans ücretleri ve hizmet vergisi öderken, dijital platformların bu yükümlülüklerden büyük oranda muaf olması haksız rekabete yol açıyor.
DİJİTAL PLATFORMLARA SINIRSIZ REKLAM, YERLİ MEDYAYA AĞIR FATURA
Dijital platformlar reklamda adeta sınırsız özgürlük yaşarken, geleneksel medya kuruluşları sıkı reklam süreleri ve denetimlerle mücadele ediyor. Reklam gelirlerinin büyük bölümünün ABD merkezli dijital şirketlere kayması, Türk medyasının gelir kaynaklarını daraltırken, binlerce kişiye istihdam sağlayan yerli ve milli medya kuruluşlarını da zor durumda bırakıyor. Dijital mecralarda reklam süresi ve içerik denetimindeki boşluklar dikkat çekerken, ortaya çıkan çifte standart, medya sektöründe adil rekabet tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.
Dijital yayın platformlarında şiddetten uyuşturucuya, aile yapısını zedeleyen içeriklerden suç unsuru taşıyan paylaşımlara kadar geniş bir yelpazede denetim tartışması yaşanıyor. Üstelik bu platformlar reklam konusunda da geleneksel medyanın tabi olduğu süre ve içerik kısıtlamalarının büyük ölçüde dışında kalıyor. Ortaya çıkan tablo, dijital ve geleneksel medya arasındaki denetim farkını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Dijital platformlar ile geleneksel medya arasındaki bir diğer eşitsizlik ise istihdam alanında ortaya çıkıyor. Türkiye'de birçok medya kuruluşu binlerce kişiye doğrudan iş imkânı sağlarken, çok uluslu dijital platformların Türkiye ofislerinde çoğunlukla sınırlı sayıda yönetici ve temsilci görev yapıyor. Reklam gelirlerinin büyük bölümünün yurt dışına aktarılması, yerli medyanın hem gelirlerini hem de istihdam gücünü zayıflatıyor.
Youtube başta olmak üzere sosyal medya mecralarında reklamın sınırsızlığı reklam pastasını alt-üst etti. Denetime açık ve binlerce çalışanı olan geleneksel medyanın reklam payı dijital kanallara göre orantısız şekilde düştü. Bir çifte standart da hizmet vergisinde, çünkü dijital hizmet vergisi yüzde 5 buna mukabil televizyonlar ise yıllık karının yüzde 25'ini ödemek zorunda.
SABAH Gazetesi Yazarı Yüksel Aytuğ dijital platformlar ve yerli televizyon kanalları arasındaki bu eşitsizliğe ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
"Yabancı menşeli yayınlar ne yazık ki Türkiye'deki kanallar kadar vergi ödemiyorlar. Harçlardan vesaireden, her şeyden muaflar. Bu zaten onlara önemli bir avantaj. Dijital platformlar her türlü ahlaksızlık, rezillik, Türk aile yapısına tamamen aykırı hatta kasıtlı dizileri, filmleriyle ahlak erozyonu yaratırken bir tarafta en çok denetlenen, en kolay denetlenen televizyon kanallarına bu işin ağır şekilde fatura edilmesi gerçekten her şeyden önce bir haksız rekabet. Televizyon kanallarına cezai müeyyide uygulamak çok kolay.
Dijitalde denetim yok, sınır yok! Çifte standart ne zaman bitecek? | Video
Diğer tarafta dijital mecralar Türkiye'de kazandıkları paraları ve çoğu vergisiz olan paraları yurt dışındaki merkezlerine aktarıyorlar. Ne bir istihdam yaratıyorlar kanallar gibi, bizim kanallarımız gibi, ne de bir sektörel oluşuma fırsat tanıyorlar, tekelleşmişler. Oysa bu ülkenin televizyon kanalları yurt dışına dizi ihraç ediyorlar. Bakın tezatı görüyor musunuz? Bu ülkeye para kazandırıyorlar, istihdam oluşturuyorlar..."
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Bugün dijital mecralara ayrılan reklam geliri yüzde 75'e çıkarken geleneksel televizyon kuruluşlarının, geleneksel medyanın tümünün kümülatif bir şekilde aldığı reklam oranı sadece yüzde 25. Yani yüzde 75 yurt dışına giden bir reklam geliri söz konusu. Yüzde 25 Türkiye'de kalan bir reklam geliri söz konusu." vurgusunu yaptı.
Televizyona ceza ve fatura dijital platformlara sınırsız imtiyaz | Video
"Eğer gereken adımlar atılmazsa, yasal düzenlemeler gerçekleştirilmezse işte o zaman Türk medyası diye bir medya kalmamış olacak. Bugün geleneksel medya ile dijital platformlar ne yazık ki aynı şartlarda rekabet etmiyor. Her şey dijital mecralar ve sosyal medya platformunun lehine işliyor. Aynı zamanda da reklam konusunda da ciddi bir adaletsizlik var. Geleneksel yayın kuruluşları istedikleri reklamı veremiyor. Sadece 12 dakikayla sınırlı kalıyor. Ancak sosyal medya platformları istedikleri an reklam girebiliyor. Bu durum üzülerek söylemek gerekir ki; yerli milli Türk medyasının reklam gelirlerinden de uzaklaşmasına sebebiyet veriyor. Son istatistikler açık ve net biçimde bize şunu ortaya koyuyor. Bugün dijital mecralara ayrılan reklam geliri yüzde 75'e çıkarken geleneksel televizyon kuruluşlarının, geleneksel medyanın tümünün kümülatif bir şekilde aldığı reklam oranı sadece yüzde 25. Yani yüzde 75 yurt dışına giden bir reklam geliri söz konusu yüzde 25 Türkiye'de kalan bir reklam geliri söz konusu. Yani hem istedikleri alan, reklam verebilen, sınırsız reklam hakkı bulunan bir dijital mecra var ama aynı zamanda sadece saatte 12 dakika reklam verebilen ama net karın yüzde 25'ini vergi olarak ödeyen bir Türk medyası var. Dijital mecralar, sosyal medya platformları bırakın istihdam sağlamayı tam tersi Türkiye'den gelirleri alıyor, yurt dışına aktarmış oluyor. "
Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi Başkanı (SODİMER) Levent Eraslan ise, "Bununla beraber unutmamamız gereken çok önemli bir olay da bizim millet olarak yerli ve milli sosyal medya araçlarına destek olmamız. Sosyal medya devlerinin ve dijital dünyanın birçok aktörü Türkiye'de bu yüzden büyük etkinlikler yapmakta. Ancak özellikle telifte, yasal düzenlemelerde ve diğer uygulamalarda ne yazık ki yerel üreticilerle aynı kulvarda yer almamaktadırlar. Yasal düzenlemenin de daha açık net anlaşılır olması gerekmekte. Dijital dünya devleri Amerika ve Avrupa'daki yasal düzenlemelere uyarlık göstermekte ama Türkiye'de ne yazık ki bu konuda çok da şeffaf olmamaktalar." ifadelerini kullandı.