Silivri duruşmaları başladığında muhalif kesimin medyasına göre Ekrem İmamoğlu Dreyfus gibi bir savunma yapacaktı.
Mahkeme salonunda devleşecek. Rüşvet ve yolsuzluk iddiasında bulunanlarla yüzleşecekti. Hakkındaki iddiaları bir bir çürütecekti. İddialarını parçalayıp yüzlerine fırlatacaktı. İtirafçı olduklarına pişman olacaklardı.
İmamoğlu öyle bir savunma yapacak ki, her birisinin iddialarını belgeleriyle çürütecekti. Rezil olacaklardı. Bir daha insan içine çıkamayacak hale geleceklerdi. Rezil bir müfteri olarak anılacaklardı. Ekrem İmamoğlu da Silivri’deki mahkeme salonlarına sığmayacak, Türkiye’ye taşacaktı.
Aziz İhsan Aktaş itirafçı olduğuna pişman olacaktı. Ekrem başkan, Aziz İhsan Aktaş’ın iddialarını bir bir çürütecekti. Keleş İnşaat’ın sahibi Mustafa Keleş rezil olup salonu terk edip gitmek zorunda kalacaktı. Cemal Üneş, ‘Ben ne yaptım Ekrem başkan gibi bir sert kayaya nasıl çarptım’ diyecekti. Hamit Demir ‘başkan ben ettim sen etme’ durumuna düşecekti.
Erdoğan, Pınarhisar Cezaevi’nden iktidara yürüdüğü gibi Ekrem İmamoğlu da Silivri’den cumhurbaşkanlığına yürüyecekti.
Fakat güneş çıktı, buzdağı eridi. Gerçekler ortaya çıktı, algı çöktü. “Kahramanın yolculuğu” Silivri duruşmalarında bir bir tükendi. Kahramanın bitişi filmine dönüştü.
Şimdi bu filmden kareler izletmek istiyorum. Mahkemede Keleş İnşaat’ın sahibi Mustafa Keleş ile Ekrem İmamoğlu arasında yaşanan diyalog.
İmamoğlu: Şimdi, şantiyede ziyaret etmişim, senden bir villa istemişim. Senin şantiyeni ben kalabalık bir ekiple gezdim.
İmamoğlu: Seni çok iyi tanırım Mustafa Keleş. Kınıyorum seni. “Senden villa istemişim” falan
Keleş: Villa isteyip de “Onu da şu adamın tapusu üzerine tapu yapacaksın” dedin mi, demedin mi?
Peki Mustafa Keleş’in iddiaları karşısında Ekrem İmamoğlu’nun cevabı ne oluyor?
Senin inşaatına gelmedim, Emre’nin odasını bilmem. Ben o tarihlerde şuradayım mı diyor. Peki ne diyor: “Seni Allah ıslah etsin!”
Ekrem İmamoğlu’nun Cemal abi diyeceği kadar yakından tanıdığı bir isim, Cemal Üneş.
İmamoğlu: Emin misin Cemal abi? Emin misin ben senden para istedim yani.
İmamoğlu: Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin, yolladın.
Üneş: Ya o şartlarda dedin ki seçime mi girsem dedin bir yere hatta senin şey merkezi vardı dedin ki buraya bir para lazım dedin. 500 bin.
İmamoğlu: Ben de sana dedim ki 500 bin lira vereceksin, öyle mi?
Üneş: Evet. Mehmet Çakılcıoğlu’na yönlendirdin. Biz ondan bir senet yaptık işte beş tane.
İşadamı Hamit Demir mahkemede Beylikdüzü’ndeki ‘Demir Country’ projesinin ruhsatı için kendisinden 8 milyon Tl rüşvet istendiğini anlattı. Hamit Demir, Beylikdüzü’ndeki inşaat için Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü ve onun destek vereceğini söylediğini açıkladı. 2017 yılında yani Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde projenin ruhsatlandırılması aşamasına gelindiğinde kendisinden 8 milyon TL rüşvet istendiğini iddia etti. Hamit Demir ödemeyi kısmen daire, kısmen çek ve nakit ödeme yöntemiyle yaptığını, ödemenin tamamlanmasından sonra ruhsatları aldığını itiraf etti.
Peki Ekrem İmamoğlu bu iddialar karşısında ne yaptı? “Yok öyle bir şey. Benim belediyemde bu tür yolsuzluklar olmaz. Bu adam iftira atıyor. Kime ne ödeme yapmış ispatlasın, onun cezasını ben vereceğim” mi dedi? Yok.
Şimdi geldik Aziz İhsan Aktaş’ın iddialarına. İBB davası bir yönüyle Aziz İhsan Aktaş davası.
Aziz İhsan Aktaş, İBB’de bir sistem kurulduğunu anlattı. Bu sistemin Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapmak için kurulduğunu iddia etti.
Aziz İhsan Aktaş dedi ki, “5 milyon TL benzincide, 970 bin dolar Kilyos’taki otelde,4 yılda 84 milyon Tl İETT hak edişlerinden kesildi”.
Aziz İhsan Aktaş’ın iddiaları karşısında Ekrem İmamoğlu ve avutları ne yaptı? Soru mu sordu, iddialarını çürüten belgeler mi sundu? Yok. Sadece sessizce salona terk ettiler.
Silivri duruşmalarında çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Ekrem İmamoğlu filminin sonuna geliyor. Daha filmin jeneriğini seyrediyoruz. Turpun büyüğü heybede. Çünkü korku duvarı yıkıldı. Herkes yaşadıklarını anlatmak için sırada bekliyor.
Beylikdüzü Belediye başkanlığı’ndan cumhurbaşkanı adaylığına uzanan ‘kahramanın hikâyesi’, Silivri’deki mahkeme salonlarında sona eriyor.