İzmir
SON DAKİKA

Enflasyon verisi sonrası gözler Merkez Bankası’nda

Fon türbülansının çözümüne yönelik somut adımların etkileri bu hafta itibarıyla görülmeye başlandı. İçeride parası kalan 43 bin fon katılımcısının ara ödemeleri gerçekleştirildi. Ara ödemeden yararlananların sayısının önümüzdeki günlerde artması…

İsam Akgül İsam Akgül
11 Ekim 2026 59 dk önce 5 okuma — dk okuma
Enflasyon verisi sonrası gözler Merkez Bankası’nda
Enflasyon verisi sonrası gözler Merkez Bankası’nda

Fon türbülansının çözümüne yönelik somut adımların etkileri bu hafta itibarıyla görülmeye başlandı. İçeride parası kalan 43 bin fon katılımcısının ara ödemeleri gerçekleştirildi. Ara ödemeden yararlananların sayısının önümüzdeki günlerde artması bekleniyor. Kuşkusuz fon meselesi bir süre daha gündemi meşgul edecek. Öte yandan Türkiye'nin reel ekonomide odaklanması gereken başka meseleleri de var. Enflasyon gibi… Bu hafta eylül ayı enflasyon rakamları açıklandı. Artan enerji fiyatlarına rağmen aylık enflasyon yüzde 1.84 ile beklentilerin altında gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise yüzde 29.73'e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021'den bu yana ilk kez yüzde 30'un altına düştü. Dezenflasyon sürecinde geç de olsa bir eşik daha geçilmiş oldu. Fakat OVP'ye göre, enflasyonun yüzde 20'lerin de altına gerilemesine bir yıldan fazla süre var.

Manşet enflasyondaki düşüş yavaş gerçekleşse de enflasyonun ana eğiliminin (geçici ve mevsimsel etkilerden arındırılmış enflasyon trendi) yüzde 23.7'ye gerilediğini görüyoruz. Enerji fiyatlarıyla yakından ilişkili ulaştırma gibi kalemler dışında kalan harcama gruplarında enflasyon daha hızlı düşüyor. Örneğin, temel mal grubunda yıllık enflasyon yüzde 15.9 seviyesine indi. Uzun süre katılık gösteren hizmet enflasyonu ise son bir yılda 7 puan geriledi.

İÇ TALEPTE YAVAŞLAMA Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan bu hafta TBMM'de gerçekleştirdiği sunumda hanehalkı tüketim talebinde dezenflasyonu destekleyici yönde hissedilir gerileme yaşandığına vurgu yaptı. Veriler, perakende satış hacmi ve reel bazda kart harcamalarının yavaşladığını gösteriyor.

Fon piyasasında yaşanan türbülansın tüketim harcamalarını bir miktar daha aşağı çekmesi muhtemel. Zira bu fonlara iştirak eden yatırımcılar arasında tüketim eğilimi yüksek bir kesim de vardı. Geçmişte fonlardaki değer artışlarının tüketimi destekleyen bir servet etkisi oluşturuyordu. Ancak şimdi bu etkinin ters yönde işlemesi bekleniyor. Bu konuda elimizde somut veriler bulunmadığından tüketim üzerindeki olası etkinin büyüklüğünü tahmin etmek kolay değil. Bununla birlikte, fon piyasasındaki türbülans yatışana kadar tüketim harcamalarında daha ihtiyatlı bir tutum sergileneceğini öngörebiliriz. İç talepteki bu yavaşlama, dezenflasyon sürecini desteklerken ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecektir.

FİNANSMANA ERİŞİM MESELESİ Başkan Karahan sunumunda sıkı para politikası ve dezenflasyon sürecinin reel sektöre yönelik etkilerine dair de bazı veriler paylaştı. Bu verilerde 2025'te reel sektör yatırımları ve verimlilik rakamlarının toparlandığı görülüyor. Evet, orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerdeki ivmelenme yatırımları ve verimliliği destekliyor. Fakat diğer birçok sektörde durum böyle değil. Bir de bu yılın 2025'e göre daha çetin geçtiğini atlamamak lazım. Kapasite kullanım oranı, PMI ve üretim endeksleri gibi öncü göstergeler, birçok sektörün zorlandığını gösteriyor. Örneğin, sanayi üretim endeksi son dört aydır daralma bölgesinde.

Dezenflasyon programının takibi önemini korusa da ekonominin üretim ayağını ihmal etmemek de bir o kadar kritik. Enflasyonu düşürmek istiyorsak üretimde çarkların dönmesini sağlamalıyız. Türkiye ekonomisinin gelişmesinin ve uluslararası rekabette mevzi kazanmasının yolu üretmekten geçiyor. Ne kadar ürettiğinizden çok ne ürettiğiniz daha önemlidir. Fakat böylesi dönemlerde bir sektördeki gerilemenin ileriye ve geriye doğru bağlantılar aracılığıyla farklı birçok sektörü de olumuz etkilediği unutulmamalı. Bu yüzden erken sanayisizleşme eğilimine karşı dikkatli olmalıyız. Ekonominin dışında cereyan eden şoklar, para politikasının planlanandan daha uzun süre sıkı kalmasına neden oldu. Bu uzun süre reel sektörü bir hayli zorladı. Finansman koşullarının kademeli biçimde iyileştirilmesi genel beklenti olmuş durumda. Merkez Bankası, 10 gün önce bu yönde bir adım atarak KOBİ kredileri için yüzde 4.5 olan büyüme sınırını yüzde 5'e yükseltmişti. Krediye erişim için sadece maliyetler değil, limitler de önem arz ediyor. Bu yüzden bu esneme gerekliydi. Önümüzdeki aylarda bu büyüme sınırın biraz daha gevşetilmesi faydalı olabilir. Bir yandan da Merkez Bankası'ndan faiz indirimi bekleniyor. Yavaş dezenflasyon, yüksek enerji fiyatları ve Fed'in faizi artırması, TCMB'nin işini zorlaştırıyor. Yine de önümüzdeki iki toplantıda politika faizini indirmek için yeterli hareket alanı olduğunu düşünüyorum. Sonrası ise biraz daha veri odaklı karar alma süreçlerinin işletileceği bir dönem olacak gibi görünüyor.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!