Avrupa'nın tarlalarında bu yaz alarm var. Aşırı sıcaklar, uzun süren yağışsız dönemler ve topraktaki nem kaybı kıtanın tarımsal üretimini baskı altına aldı. Özellikle tahıl, sebze ve bazı yazlık ürünlerde verim kayıpları gündemde. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin (JRC) temmuz sonunda yayımladığı değerlendirmeye göre art arda gelen sıcak hava dalgaları kışlık ürünlerde dane doldurma dönemini kısalttı. Kışlık ürünlerde verim tahminleri yüzde 1 ila 4 arasında aşağı çekilirken, toplam tahıl verimi beş yıllık ortalamanın yaklaşık yüzde 1 altına indi. Batı ve Orta Avrupa'da sıcaklık ve yetersiz yağış yazlık ürünlerde de toprak nemini düşürdü ve bitki gelişimini olumsuz etkiledi.
40 YILIN EN KÖTÜ HASADI En çarpıcı tablo İngiltere'den geliyor. Kuraklık ve sıcak hava nedeniyle ülkenin 2026 tahıl hasadının karşılaştırılabilir kayıtların başladığı 1984'ten bu yana en kötü seviyeye gerileyebileceği belirtiliyor. İlk tahminlere göre buğdayda hektar başına verim yaklaşık 6.8 tona kadar geriledi. Bu rakam son 10 yıllık ortalamanın altında. Buğday, arpa, yulaf ve yağlı tohumlarda önceki beklentilere göre toplam kaybın 2.5 milyon tona ulaşabileceği hesaplanıyor.
390 MİLYON STERLİN KAYIP Üretimdeki kaybın İngiliz çiftçisine yaklaşık 390 milyon sterlin gelir kaybı olarak yansıması bekleniyor. İngiltere'nin toplam tahıl ve yağlı tohum hasadının yaklaşık 19.5 milyon tona gerileyebileceği öngörülüyor. Kuraklık yalnızca tahılı da vurmuyor. İngiltere'de sebze üreticileri de sıcaklık ve su sıkıntısıyla mücadele ediyor. Yerli üretimin ihtiyacı karşılamakta zorlanması nedeniyle bazı sebzelerde ithalata yönelim artarken toptan fiyatlarda sert yükselişler görülüyor.
DÜNYA FİYATLARI ETKİLİ Asıl ekonomik risk burada başlıyor. Avrupa Birliği hâlâ dünyanın en büyük tarım ve gıda ticaret merkezlerinden biri. AB'nin tarım ürünleri ihracatı 2025'te 238.2 milyar euroya, ithalatı ise 213.5 milyar euroya ulaştı. İthalatın bir yılda yüzde 9.3 artması dikkat çekti. Avrupa Komisyonu'nun daha dar kapsamlı tarım-gıda sınıflamasında da benzer bir tablo var. AB'nin 2025 tarım-gıda ihracatı 238.4 milyar euro ile tarihi seviyeye ulaşırken ithalat 188.6 milyar euroya çıktı. İthalat değerindeki yıllık artış yüzde 9 oldu. Artışın önemli bölümünde yüksek dünya fiyatları etkili oldu.
FATURA BÜYÜYEBİLİR Kuraklık kalıcı hale gelirse Avrupa açısından sorun yalnızca tarladaki üretim kaybı olmayacak. Daha fazla ürünün dışarıdan alınması, ithalat maliyetinin yükselmesi ve gıda enflasyonunun yeniden baskı oluşturması ihtimali güçlenecek. Bu tablo aynı zamanda Avrupa'nın gıda tedarik haritasını değiştirebilir. Kuzey ve Batı Avrupa'daki üretim kayıpları, Akdeniz havzasındaki üreticileri ve Avrupa'ya yakın tedarikçileri daha önemli hale getirebilir.
YENİ PAZAR KAPISI İşte bu noktada Türkiye öne çıkıyor. Türkiye'nin Avrupa'ya coğrafi yakınlığı, gelişmiş kara yolu lojistiği, dört mevsime yayılan üretim kapasitesi ve özellikle yaş sebze-meyvede güçlü üretici konumu, Avrupa'daki arz açığının bir bölümünün Türkiye'den karşılanmasını mümkün kılıyor. Özellikle domates, biber, salatalık, kabak, narenciye ve bazı meyvelerde Türkiye'nin Avrupa pazarındaki ağırlığının artması mümkün. 2025'in ilk altı ayında Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve narenciye ihracatı yaklaşık 1.69 milyar dolar olarak gerçekleşti. Sebze ihracatı yüzde 10 artarak 605 milyon dolara çıktı. Bunun yaklaşık 260 milyon dolarını domates, 181 milyon dolarını biber oluşturdu. Sebze ihracatında Rusya'nın ardından Irak, Romanya, Almanya ve Ukrayna öne çıkan pazarlar arasında yer aldı. Avrupa'daki üretim kayıplarının sürmesi halinde Türkiye ihracatında yeni bir talep dalgasıyla karşılaşması mümkün.
11.4 MİLYON TON İHRAÇ ETTİ Türkiye'nin avantajı yalnızca yaş meyve ve sebzeyle sınırlı değil. Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü 2025'te 12 milyar 367 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektörün ihracatı bir yılda yüzde 3.9 arttı. Türkiye 220 ülke ve serbest bölgeye yaklaşık 11.4 milyon ton ürün gönderdi. Avrupa ülkelerine yapılan ihracat ise 1.67 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu nedenle Avrupa'da yaşanacak üretim kaybı Türkiye açısından yalnızca taze sebze-meyvede değil işlenmiş gıda, bitkisel yağ, makarna, unlu mamuller ve bakliyat gibi alanlarda da yeni ihracat fırsatları yaratabilir. Ancak Türkiye bazı sanayi ürünlerinde ihracat kapasitesini ithal hammaddeyle destekliyor. Bu nedenle Avrupa'daki arz sıkıntısının küresel emtia fiyatlarını yükseltmesi halinde Türkiye'nin ihracat gelirinin yanında ithalat faturası da büyüyebilir.
2026'DA TAHIL TOPARLANIYOR 2026'nın ilk üretim tahminleri ise Türkiye açısından daha olumlu bir tablo çiziyor. TÜİK'in ilk tahminine göre tahıl üretiminin 2026'da yüzde 21.7 artarak 41.6 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Buğday üretiminin yüzde 26.7 artışla 22.8 milyon tona, arpanın yüzde 50 artışla 9 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor. Ayçiçeğinde de yüzde 16.2 artışla 2.3 milyon tonluk üretim öngörülüyor. Mısır üretiminin yüzde 5.9 azalarak 8 milyon tona, patates yüzde 3.1 düşüşle 6.2 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Rakamlar Türkiye'nin çok hızlı üretim kaybı yaşayabildiği gibi, uygun koşullarda yeniden güçlü bir üretim artışı sağlayabildiğini ortaya koyuyor.
İKİ YÖNLÜ ETKİSİ OLACAK Avrupa'daki kuraklığın Türkiye ekonomisine etkisi iki yönlü olacak. Birinci kanal ihracat. Avrupa'nın sebze, meyve ve bazı tarım ürünlerinde daha fazla ithalata ihtiyaç duyması Türkiye'ye yeni sipariş olarak dönebilir. Özellikle yaş sebze-meyvede Türkiye'nin coğrafi konumu önemli avantaj sağlayabilir. İkinci kanal ise ithalat maliyeti. Avrupa'daki üretim kaybının dünya tahıl ve yağlı tohum fiyatlarını yukarı taşıması halinde Türkiye'nin ithal ettiği tarımsal hammaddelerin maliyeti de yükselebilir. Bu nedenle Avrupa'daki kuraklık Türkiye için tek başına bir ihracat fırsatı değil aynı zamanda gıda fiyatları ve hammadde maliyetleri açısından yeni bir risk anlamına geliyor.