ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve kısa süreli ateşkeslere rağmen kalıcı barışa ulaşılamayan çatışmalar sürerken, analistler dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor. Buna göre, sınırlı ölçekte devam eden bir savaşın İran açısından uzun süreli bir ateşkesten daha avantajlı olabileceği öne sürülüyor.
İran, geçtiğimiz günlerde Ürdün'deki bir ABD üssüne sürpriz bir saldırı düzenlemiş, ilk kez bir saldırıya karşılık vermek yerine önleyici nitelikte bir operasyon gerçekleştirmişti. Analistler, bu adımın Tahran'ın önceliğinin artık ateşkes değil, kontrollü bir çatışma stratejisi olabileceğine işaret ettiğini değerlendiriyor. Bu yaklaşıma göre İran, kontrollü bir savaşı stratejik bir kaldıraç olarak kullanmayı hedefliyor.
Analizlerde, ABD'nin geniş çaplı bir savaşa girmek istememesinin İran'ın hesaplarında önemli bir unsur olduğu belirtiliyor. Körfez'deki enerji altyapısının risk altında olması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve bunun küresel ekonomiye etkileri nedeniyle çatışmaların sınırlı tutulmasının tercih edildiği ifade ediliyor.
Öte yandan İran'ın savunma sanayisindeki sınırlı kapasitesi, hava savunma sistemlerindeki yetersizlikler ve yaptırımlar nedeniyle zayıflayan ekonomisi de Tahran'ın topyekûn bir savaştan kaçınmasına neden olan faktörler arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre İran, kaybettiği askeri kapasiteyi kısa sürede yerine koymakta zorlanabileceği için kontrollü çatışmayı tercih edebilir.
Analistlere göre uzun süreli bir ateşkes, İran'ın mevcut ekonomik sorunlarını çözmeye yetmeyecek. ABD'nin limanlara yönelik deniz ablukasının sürmesi, yaptırımların devam etmesi ve İran'ın uluslararası enerji piyasalarından dışlanmayı sürdürmesi halinde Tahran'ın ekonomik baskı altında kalacağı belirtiliyor. Aynı süreçte Körfez'deki petrol ve doğal gaz ihracatçısı ülkelerin ihracatlarını yeniden artırabileceği değerlendirmesi de yapılıyor.
Uzmanlara göre sınırlı bir çatışma ortamında İran, askeri ve ekonomik maliyet ödemesine rağmen bazı stratejik avantajlar elde edebilir. Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin kısıtlanması, Yemen'deki Husiler üzerinden Babülmendep Boğazı çevresindeki baskının sürmesi ve Körfez ülkelerinin enerji ticaretinin etkilenmesi, İran'ın elini güçlendirebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Analizlerde, İran'ın diplomatik zeminde de yeni bir strateji izlediği belirtiliyor. Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'nda serbest seyrüsefer yerine İran ile kararlaştırılan veya İran tarafından yönetilen yeni bir geçiş düzenini müzakerelere taşımayı hedeflediği ifade ediliyor. Uzmanlar, yaptırımları ve ekonomik izolasyonu değiştirmeyen bir ateşkesi kabul etmek yerine krizi canlı tutmanın İran açısından daha avantajlı görülebileceğini değerlendiriyor.
Analistlere göre İran'ın stratejisinde iç siyasi ve ekonomik sorunlar da önemli rol oynuyor. Yüksek enflasyon, işsizlik, ekonomik sıkıntılar ve savaş öncesinde ülke genelinde yaşanan protestolar nedeniyle kamuoyu memnuniyetsizliğinin sürdüğü belirtiliyor. Bu nedenle Tahran yönetiminin kontrollü çatışmalar yoluyla iç muhalefeti baskılamayı, güvenlik önlemlerini meşrulaştırmayı ve kamuoyunu ulusal savunma söylemi etrafında toplamayı hedeflediği değerlendiriliyor.
Analistler, mevcut gelişmeler ışığında İran'ın kontrollü çatışma stratejisini tercih edebileceğini öne sürerken, savaşın kalıcı bir barışa mı yoksa daha uzun süreli bir gerilime mi dönüşeceği konusundaki belirsizliğin devam ettiğini belirtiyor.