Nitekim "Haber masa başında değil, sahada yapılır" ifadesi, Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı’nın öncülüğünde CNN TÜRK’ün temel yayıncılık mottosu ve kurumsal kimliğinin omurgasını oluşturuyor. Murat Yancı, kanalın habercilik vizyonunu ve sahadaki aktif varlığını şekillendiren bu felsefeyi her fırsatta vurguluyor. CNN TÜRK’ün Cumhurbaşkanlığı tarafından "Yılın Televizyonu" ödülüne layık görüldüğü törende ödülü tüm saha çalışanları adına alırken bu ilkenin altını çizen, Yancı; Ukrayna-Rusya savaşından Gazze’deki sıcak çatışmalara ve Orta Doğu’daki kriz hatlarına kadar dünyanın en riskli noktalarında muhabir ve kameramanların canlı yayında bulunmasını bu anlayışa dayandırıyor. Hazır bültenleri beklemek yerine haberi olayın gerçekleştiği noktada takip etme prensibi, kurumun yayın çizgisini belirleyen temel kural olarak öne çıkıyor.
Gecede konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, özellikle 6 Şubat depremlerinde ve ardından gelişen toplumsal süreçlerde basının icra ettiği kritik göreve dikkat çekti. Dezenformasyon dalgasına karşı kamuoyunu zamanında ve teyit edilmiş verilerle bilgilendirmenin hayati önem taşıdığını belirten Vali Çiçek, habercilere teşekkür etti. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve KGC Başkanı Metin Kösedağ da Anadolu basını ile ulusal yayıncılık arasındaki bu dayanışmanın kıymetini dile getirdi.
Kayseri’de takdir toplayan bu saha haberciliği, kurumun uzun yıllardır sürdürdüğü yayın anlayışının doğal bir devamı niteliğinde. Hafızalarımızı tazelediğimizde; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 10. Anadolu Medya Ödülleri Töreni’nde de benzer bir tablonun yaşandığını hatırlıyoruz. CNN TÜRK’ün "Yılın En İyi Televizyonu" seçildiği o törende ödülü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan Murat Yancı, habercilik ilkelerini "Teyit edilmemiş hiçbir bilginin ekrana yansımasına izin vermemek" sözleriyle özetlemişti. Aynı organizasyonda Fulya Öztürk’ün "Yılın Muhabiri" unvanına layık görülmesi de sahadaki ısrarlı takip ve fikri takibin bir sonucu olarak kayıtlara geçmişti.
Son dönemde "izleyici kitlesi bütünüyle dijital mecralara kaydı" iddiasıyla yürütülen tartışmalar ise açıklanan somut reyting verileriyle farklı bir boyuta taşındı. TVekstra ve Marketing Türkiye ortaklığıyla paylaşılan araştırmalar; 2024 yılında 3 saat 34 dakika olan kişi başı günlük ortalama televizyon izleme süresinin, 2025 verilerinde 5 saatin üzerine çıktığını gösteriyor. Son on yılın zirvesine işaret eden bu tablo, geleneksel ekranın gücünü koruduğunu açıkça ortaya koyuyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerinde Demirören TV Medya Grup Başkanı Murat Yancı, izleme alışkanlıklarındaki dönüşümün reklam bütçelerini manipüle etmeye dönük söylemlerle karıştırılmaması gerektiğine değiniyor. Kanal D imzalı tek bir dizinin yalnızca ilk bölümünün dijital ağlarda 50 milyona yakın izlenmeye ulaşması; kaliteli içeriğin ana kaynağının halen televizyon yayıncılığı olduğunu, izleyicinin ise bu içeriği farklı kanallardan takip ettiğini kanıtlıyor. Yapımları ve yayınlarında ekran nabzını elinde tutan grup, yeni sezonda da bu dinamizmi sürdürmeyi hedefliyor.
EKRANDAN, MATBUATA ‘KÜLTÜREL HAFIZAYA BIRAKILAN KALICI ESER’!
Demirören Medya’nın 2025 ve 2026 yıllarına yayılan bu yayıncılık performansı, yalnızca anlık haber takibi ve televizyon içerikleriyle sınırlı kalmıyor; kültür dünyamıza kazandırılan nitelikli matbu eserlerle de derinleşiyor. Nitekim Demirören Yayınları, Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi'nin yeniden ibadete açılışının 6’ncı yıl dönümü vesilesiyle "Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi" başlıklı özel koleksiyon eseri okurla buluşturdu. Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere üç dilde hazırlanan; arşiv belgeleri, gravürler, minyatürler ve ilk kez yayımlanan fotoğraflarla zenginleştirilen eser, yapının Bizans’tan günümüze uzanan tarihsel serüvenine ışık tutuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdim yazısıyla anlam kazanan bu yayın; grubun habercilikteki titizliğini, kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğuyla hem sahanın sıcaklığını hem de kütüphanelerin kalıcılığını aktarmak üzere alana üretimler yapmaya devam ediyor.
Sadece son bir yılda televizyonculuk terminolojisiyle 2025-2026 yayın sezonları boyunca kazanılan bu prestijli ödüller, Murat Yancı yönetimindeki Demirören Medya Grubu’nun, başta CNN TÜRK ve Kanal D olmak üzere, yayıncılık ilkelerinden taviz vermeden başarı çıtasını istikrarlı biçimde yukarı taşıdığını gösteriyor. Sahadaki habercilik disiplinini nitelikli ekran yapımlarıyla birleştiren bu kurumsal vizyon, grubun Türk medyasındaki mihenk taşı ve taşıyıcı gücü olma vasfını pekiştirmiş durumda. Önümüzdeki 2026-2027 yayın sezonunda ise izleyiciyi ekrana bağlayacak sürpriz projeler ve yepyeni yapımlarla, televizyon yayıncılığındaki bu öncü ve dengeli rolün kararlılıkla sürdürüleceği anlaşılıyor.