İzmir
SON DAKİKA

Ozan Ağbaş anlattı: "Gazze’de sessiz bir soykırım yaşanıyor"

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Filistin Acil Durumlar Koordinatörü Ozan Ağbaş, Gazze’deki insani durumun ateşkese rağmen giderek ağırlaştığını söyledi. “Gazze’de sessiz bir soykırım yaşanıyor” diyen Ağbaş, Filistinlilerin yalnızca saldırılar…

İsam Akgül İsam Akgül
18 Ağustos 2026 1 sa önce 2 okuma dk okuma
Ozan Ağbaş anlattı: "Gazze’de sessiz bir soykırım yaşanıyor"
Ozan Ağbaş anlattı: "Gazze’de sessiz bir soykırım yaşanıyor"

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Filistin Acil Durumlar Koordinatörü Ozan Ağbaş, Gazze’deki insani durumun ateşkese rağmen giderek ağırlaştığını söyledi. “Gazze’de sessiz bir soykırım yaşanıyor” diyen Ağbaş, Filistinlilerin yalnızca saldırılar nedeniyle değil; ilaç, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ciddi kısıtlamalar nedeniyle de hayatını kaybettiğini ifade etti.

CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmaca’ya konuşan Ağbaş, Gazze’de yürürlükte olduğu belirtilen ateşkesi “sözde ateşkes” olarak nitelendirdi. Ateşkese rağmen her gün saldırılardan etkilenen, yaralanan veya hayatını kaybeden insanların raporlarının kendilerine ulaştığını belirten Ağbaş, yaralıların farklı ihtiyaçlarla MSF hastanelerinde tedavi edildiğini söyledi.

Ağbaş, Gazze’de yaşananların yalnızca doğrudan saldırılar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Geçen yıl gördüklerimizin soykırım olduğunu ifade ettiğimizde bu koşulları oluşturan bütün politikaların devam ettiğini söylüyorduk. Sözde ateşkese rağmen bunlarda yapısal bir değişiklik olmadığını görüyoruz.”

İnsani yardımların Gazze’ye girişinde uygulanan kısıtlamaların devam ettiğini belirten Ağbaş, İsrail’in “çift kullanımlı ürünler” listesine de dikkat çekti:

“İsrail hükümetinin aynı zamanda askeri amaçlarla kullanılabileceğini düşündüğü ürünler bu listeye alınıyor ve Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bu listenin içerisinde tekerlekli sandalyeden antibiyotiklere kadar sağlık hizmetlerinde kullandığımız ürünler bulunabiliyor. Suyun temizlenmesi ve içilebilir hale getirilmesi için gereken bazı ekipmanların, hatta boruların ölçülerinin bile kısıtlamalara konu olduğunu görüyoruz.”

Gazze’deki ölümlerin yalnızca bombardımanlardan kaynaklanmadığını vurgulayan Ağbaş, kronik hastalıklar, ilaç yetersizliği, sağlık hizmetlerine ulaşamama ve temiz su eksikliğinin de insanların yaşamını tehdit ettiğini söyledi.

Ağbaş, “İnsanlar yalnızca gökyüzünden düşen bombaların yarattığı tahribat nedeniyle değil; kronik hastalıkları için ihtiyaç duydukları ilaçlara ulaşamadıkları, hastaneye gidemedikleri ya da ihtiyaçları olan miktarda temiz suya erişemedikleri için de etkileniyor ve hayatlarını kaybediyorlar” dedi.

Gazze’de görev yapan insani yardım çalışanlarının içinde bulunduğu tehlikeye de değinen Ağbaş, sağlık ve yardım çalışanlarının hastaları tedavi ederken kendilerinin de saldırıların hedefi haline gelebildiğini söyledi:

“Gazze bizim sektörümüz için maalesef bir mezarlığa dönüştü. İnsani yardım çalışanları olarak çalıştığımız bölgelerdeki risklerin farkındayız ve çoğu zaman bu riskleri kabul ederek bölgelere gidiyoruz. Ancak Gazze’de uluslararası insancıl hukukun göz ardı edilmesinin de ötesinde, bunu reddeden bir yaklaşımla karşılaşıyoruz. Bu çok daha kabul edilemez bir durum.”

Yüzlerce insani yardım çalışanının Gazze’de hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirten Ağbaş, çalışanların ciddi bir baskı altında olduğunu da dile getirdi:

“İnsani yardım çalışanlarının büyük çoğunluğu Filistinli. İnsanlar yalnızca öldürülmüyor veya yaralanmıyor, düzenli olarak baskı altında tutuluyor. Dronlarla gözetleme ya da telefonların dinlendiğine ilişkin iddialar var. Bunların hangisinin ne kadar gerçek olduğunu bizim bilmemiz mümkün değil; istihbarat veya güvenlik görevlisi değiliz. Ancak bildiğimiz kadarıyla bu insanların üzerinde ciddi bir baskı söz konusu.”

Son dönemde Gazze’de sıkça gündeme gelen “sarı hat” hakkında da konuşan Ağbaş, bu hattı “işgal hattı” olarak tanımladı.

Ağbaş, İsrail ordusunun geri çekildiği noktaları belirleyen bu hattın Gazze Şeridi’ni fiilen iki bölgeye ayırdığını belirterek, “Rakamlar sürekli değişiyor ancak yaklaşık olarak Gazze’nin yüzde 30-35’lik bölümünde Filistinlilerin büyük çoğunluğu yaşamaya çalışıyor. Yaklaşık 2 milyon insan ile insani yardım faaliyetlerinin, hastanelerin ve kliniklerin çok büyük bölümü bu dar alana sıkışmış durumda” dedi.

Sarı hattın diğer tarafında İsrail ordusunun kontrolünün bulunduğunu ifade eden Ağbaş, bölgeye geçmeye çalışan Filistinlilerin ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını söyledi:

“Hastaların kendi anlatımlarına göre sarı çizgiyi geçerken uyarı yapılmadan keskin nişancı, drone veya başka yöntemlerle saldırıya uğradıklarını duyuyoruz. Bu tür vakalar sosyal medyada da sıkça yer alıyor.”

Ağbaş, MSF ve Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere insani yardım kuruluşlarının da sarı hattın ötesinde serbest şekilde çalışamadığını belirtti:

“Oraya su götürmek için bir kamyon göndermek ya da başka bir nedenle ulaşmak istediğimizde özel izin almamız gerekiyor. Bu izinler de çoğu zaman verilmiyor. Burası İsrail ordusunun tamamen kontrol ettiği ve giderek genişlettiği bir alan.”

Sarı hattın zaman içerisinde Filistinlilerin yaşayabildiği bölgeyi daha da daralttığını savunan Ağbaş, çalışanlarından gelen bilgiler üzerinden bazı bölgelerde gece saatlerinde tahliye uyarıları yapıldığını anlattı:

“Çalışanlarımızdan bazıları bu bölgelerde yaşıyor. Bazen gece bir anda ‘bölgeyi terk edin’ şeklinde uyarı geliyor. Ertesi gün sarı çizginin ilerlediğini görüyoruz. Bunlar çoğu zaman önceden haber verilen veya düzgün şekilde koordine edilen süreçler olmadığı için insanların hayatını doğrudan etkiliyor.”

Ağbaş, Gazze’deki insani tablonun uluslararası kamuoyunun gündeminde eskisi kadar görünür olmamasına rağmen ağırlaşmaya devam ettiğini belirterek, ateşkesin sahadaki sivillerin yaşam koşullarında kalıcı ve yapısal bir iyileşme yaratmadığını söyledi.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!