Sosyal medyada müstehcen içeriklerin giderek daha görünür hale gelmesi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, algoritmaların çalışma mantığından içerik üreticilerinin motivasyonuna, gençlerin korunmasından platformların sorumluluğuna kadar dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık algoritmaların üstehcen ve tartışmalı içerikleri öne çıkarması hakkında, "Benim değerlendirmeme göre evet. Sosyal medya platformlarının algoritmaları, kullanıcıları platformda daha uzun süre tutmak ve daha fazla etkileşim elde etmek amacıyla dikkat çekici içerikleri öne çıkarıyor. Müstehcen veya cinsellik çağrışımı yapan paylaşımlar, merak duygusunu tetiklediği ve insanların ekranda daha uzun süre kalmasına neden olduğu için algoritmalar tarafından daha fazla önerilebiliyor. Bu da izlenme sayılarını artırırken kullanıcıların platforma bağımlı hale gelme riskini de yükseltiyor.
Bunu bir zincirleme etki olarak düşünmek gerekiyor. Bir kullanıcı bu tür içeriklerle birkaç kez etkileşime girdiğinde algoritma bunu ilgi alanı olarak algılıyor ve benzer içerikleri daha sık göstermeye başlıyor. Zamanla kişinin karşısına çıkan içeriklerin önemli bir bölümü bu doğrultuda şekilleniyor. Sonuçta hem içerik üreticileri daha fazla görünürlük kazanıyor hem de platform kullanıcıyı daha uzun süre sistem içinde tutmayı başarıyor." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık platformların içerik denetim mekanizmalarının yeterli olmadığını belirterek, "Mevcut denetim mekanizmalarının yeterli olduğunu düşünmüyorum. Platformlar yapay zekâ sistemleri ve moderatörlerle içerikleri denetlemeye çalışsa da özellikle müstehcen içeriklerde etkileşim kaygısı nedeniyle zaman zaman geç müdahale edildiğini görüyoruz. Çok izlenen ve yüksek etkileşim alan bazı paylaşımlar uzun süre dolaşımda kalabiliyor.
Burada platformların ticari modeli de göz ardı edilmemeli. Kullanıcı ne kadar uzun süre platformda kalırsa reklam gelirleri de o kadar artıyor. Bu nedenle yalnızca içerik kaldırmaya odaklanmak yerine, algoritmaların hangi içerikleri neden öne çıkardığı konusunda daha şeffaf olunması ve özellikle çocuklar ile gençleri koruyacak daha güçlü denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor" dedi.
Prof. Dr. Kırık, izlenimlerin fazla olması sebebiyle bu tarz içerik üretenlerin çokluğuna değindi. Kırık, bu konuyla ilgili konuşarak, "Dijital dünyada görünür olmak artık ekonomik kazanç anlamına geliyor. Müstehcen veya sınırları zorlayan içeriklerin daha fazla izlenmesi, daha fazla takipçi, reklam geliri ve iş birliği fırsatı getirdiği için bazı içerik üreticileri bu yöntemi bilinçli olarak tercih ediyor. Yani burada amaç çoğu zaman içerik üretmekten çok dikkat çekmek oluyor.
Bu durum zamanla bir kısır döngü oluşturuyor. Algoritma çok izlenen içeriği öne çıkarıyor, içerik üreticileri bunu görüyor ve aynı tarz içerikleri üretmeye başlıyor. Böylece platform daha fazla etkileşim kazanırken, kaliteli ve eğitici içerikler geri planda kalabiliyor. Sonuçta kazanan algoritma oluyor, kaybeden ise dijital içerik kalitesi oluyor." açıklamalarında bulundu.
Prof. Dr. Kırık, gençlerin bu tarz içeriklerden korunmak için başvurabileceği yolları şu şekilde anlattı:
"Öncelikle dijital okuryazarlığın küçük yaşlardan itibaren eğitim sisteminin bir parçası olması gerekiyor. Gençler algoritmaların nasıl çalıştığını bilirlerse karşılarına çıkan her içeriğin tesadüf olmadığını da anlayacaklardır. Çünkü izlenen her video, yapılan her beğeni ve her yorum algoritmaya yeni bir veri sağlıyor.
Bunun yanında ailelerin aktif rol alması, yaşa uygun içerik filtrelerinin kullanılması, ekran süresinin sınırlandırılması ve güvenilir içerik üreticilerinin takip edilmesi büyük önem taşıyor. Gençlerin sadece teknolojiyi kullanmayı değil, teknolojinin onları nasıl yönlendirebildiğini de öğrenmeleri gerekiyor. Asıl koruma, bilinçli kullanıcı yetiştirmekten geçiyor."
Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu sistemle başa çıkmanın yollarını anlatarak,"Bu sorunla mücadele edebilmek için hem bireysel hem de kurumsal adımların birlikte atılması gerekiyor. Platformların sadece izlenme odaklı algoritmalar yerine kullanıcı güvenliğini önceleyen sistemler geliştirmesi, özellikle çocuklara yönelik müstehcen içerik önerilerini en aza indirecek düzenlemeler yapması büyük önem taşıyor. Çünkü bugün algoritmalar yalnızca içerik önermiyor, aynı zamanda kullanıcı alışkanlıklarını da şekillendiriyor.
Diğer taraftan kullanıcıların da bilinçli hareket etmesi gerekiyor. İlgi gösterdiğimiz her içerik algoritmaya yeni bir sinyal gönderiyor. Kaliteli ve faydalı içeriklere yöneldikçe algoritmaların öneri sistemi de zamanla değişecektir. Bu nedenle dijital dünyanın geleceğini yalnızca teknoloji şirketleri değil, kullanıcıların tercihleri ve devletlerin oluşturacağı hukuki çerçeve birlikte belirleyecektir. Yerli teknolojilere yönelmezsek ileride çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağız." ifadelerini kullandı.