İzmir
SON DAKİKA

Soykırımcı İsrail'in saldırdığı Gazze'de her 80 dakikada bir Filistinli ölüyor veya yaralanıyor

Ağbaş, ateşkese rağmen saldırı ve ablukanın devam ettiği Gazze'deki duruma ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

İsam Akgül İsam Akgül
19 Ağustos 2026 1 sa önce 1 okuma dk okuma
Soykırımcı İsrail'in saldırdığı Gazze'de her 80 dakikada bir Filistinli ölüyor veya yaralanıyor
Soykırımcı İsrail'in saldırdığı Gazze'de her 80 dakikada bir Filistinli ölüyor veya yaralanıyor

Ağbaş, ateşkese rağmen saldırı ve ablukanın devam ettiği Gazze'deki duruma ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Gazze'deki durumun genel olarak ateşkese rağmen çok da iyi olmadığını ve iyiye de gitmediğini belirten Ağbaş, "Rakamlara da bakarsak, özellikle ateşkes süresince, bu sözde ateşkes diyelim çünkü bunun tam olarak bir ateşkes olarak fonksiyonu olmadığı belli. Sözde ateşkes 10 Ekim 2025'te ilan edildi." dedi.

Ağbaş, ateşkesin ardından Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilere göre doğrudan hava, bombalama ve dron gibi saldırılar sonucu 1250'den fazla Filistinlinin öldürüldüğüne ve 3 bin 900'e yakınının ise yaralandığına dikkati çekerek, "(Ateşkes sürecinde) 9 ay boyunca neredeyse her 80 dakikada bir Filistinlinin öldürüldüğü ya da yaralandığı anlamına geliyor. Bu, dünyanın hiçbir başka savaş kontekstinde ateşkes olarak algılanmaz, aktif çatışma olarak algılanır." dedi. Ağbaş, bu nedenle Gazze'deki durumu sözde ateşkes olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

Ağbaş, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, sadece 19 Haziran itibarıyla 265'ten fazla çocuğun hayatını kaybettiğini belirtti.

Haziranda MSF'nin çalıştığı ya da desteklediği sağlık kliniklerinde, saldırılar nedeniyle yaralanan 650'den fazla hastanın muayenesini gerçekleştirdiklerini hatırlatan Ağbaş, 25 Temmuz-5 Ağustos arasında saldırılarda yaralanan 15'i çocuk 49 kişinin MSF'nin yönettiği bir hastaneye müracaat ettiğini söyledi.

Gazze'de İsrail saldırılarının devam ettiğine değinen Ağbaş, mayısta 119 olarak açıklanan ölü sayısının, haziranda 121'e, temmuzda ise 152'ye kadar çıktığına işaret etti.

Ağbaş, "Sadece bu verilere baktığımızda dahi ateşkes sürecinin çok da işlemediğini ve aslında çatışmaların, şiddetin hala devam ettiğini, Filistinlilerin hala bu nedenle yaralandığını ya da öldüğünü görebiliyoruz." ifadesini kullandı.

Gazze'deki birçok hastanede yoğunluk yaşandığını ve bunun artık normalleştiğini vurgulayan Ağbaş, birçok sağlık çalışanının aynı hastane yatağında 2-3 hastayı tedavi etmek zorunda kaldığını söyledi.

Ağbaş, "MSF olarak çalıştırdığımız hastanelerden birisi çocuk hastanesi ve orada da yüzde 100 hasta yatağı doluluğu oranıyla çalışıyoruz. İhtiyaç olduğunda bazen bu sayı artabiliyor. Genel olarak ciddi bir yoğunluk var." dedi.

Gazze'deki sağlık hizmetlerinin çok sınırlı olduğuna dikkati çeken Ağbaş, MSF gibi uluslararası sivil toplum kuruluşlarının ya da BM'nin yapabileceklerinin de çok sınırlı olduğuna değindi.

Ağbaş, "Bu sözde ateşkese rağmen ve özellikle dünya kamuoyunda oluşturulan 'Gazze'ye yardım gidiyor, Gazze'ye kamyonlar giriyor' algısına rağmen aslında Gazze'ye ulaşan yardım malzemeleri, ilaç, tıbbi malzemeye baktığımız zaman çok da ciddi bir değişiklik olmadı maalesef. Hala benzer kısıtlamalarla çalışıyoruz." diye konuştu.

İsrail hükümetinin çift kullanımlı tıbbi ürünlere ilişkin bir listesinin olduğunu ve listenin sürekli değiştiğini söyleyen Ağbaş, kendileri için çok gerekli olan bu ürünlerin girişinin yasaklandığını anımsattı.

Ağbaş, Gazze'de görev yapan uluslararası sivil toplum kuruluşlarının son bir yıl içerisinde büyük baskılarla karşılaştığını ve Gazze'deki çalışanlarının listesini İsrail ile paylaşmak üzere "kayıt zorunluluğu" getirdiğini hatırlattı.

MSF dahil yaklaşık 37 uluslararası kuruluşun bu talebi reddettiğini belirten Ağbaş, bu sebeple MSF dahil birçok kuruluşun kayıtlarının iptal edildiğini ve uluslararası çalışanların Gazze'den çıkmak zorunda kaldığını vurguladı.

Ağbaş, "Bu süreçte İsrail hükümeti yetkilileriyle olan iletişimimiz de sekteye uğradı. Kayıtlı bir kurum olmadığımız için doğrudan ciddiye alınmıyoruz. Koordinasyon mekanizmalarında da maalesef artık yer alamıyoruz, bunun da getirdiği zorluklar var." değerlendirmesinde bulundu.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!