SABAH İNTERNET "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Türkiye, yıllardır süren terör sorununu bitiriyor. Terörün bitmesiyle, terörün yarattığı ekonomik zarar da artık yurtiçinde istihdam, proje ve daha fazla refah uygulamalarına aktarılacak. Terörsüz Türkiye ile birlikte güven ve huzur iklimi güçlenirken, ülke tüm potansiyelini ekonomik büyüme, yatırım ve kalkınma için seferber edecek.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan Külliye'de yaklaşık 3 saat süren kabine toplantısının ardından gerçekleştirdiği millete sesleniş konuşmasında Terörün Türkiye'ye maliyetine vurgu yapmıştı:
TERÖRÜN FATURASI 2.3 TRİLYON DOLAR: Partimizin ekonomi işleri başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma, terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Terörün faturası gayri safi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5 bin 800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2.5 milyon kişiye ulaşıyor. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Türkiye'ye faturası, 2.3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır.
Sabah Gazetesi Yazarı Dilek Güngör de PKK'nın silah bırakma kararının ardından konuyla ilgili yazdığı bir yazıda terörün ekonomik maliyetine vurgu yapmış ve şunları kaydetmişti:
Bugüne kadar terörün Türkiye'ye hesaplanabilir ekonomik maliyetiyle ilgili çok farklı rakamlar ortaya atıldı. Araştırmalara göre, terörün özel sektör girişim ve yatırım kararları, doğrudan yabancı sermaye girişi, ihracat hacmi ve turizm talebi gibi makro büyüklükler aracılığıyla Türkiye ekonomisi üzerindeki örtük ve dolaylı maliyetleri yaklaşık 2 trilyon doları buluyor. Türkiye ekonomisinin dolar cinsinden büyüklüğünün 2024'te 1.32 trilyon dolar olarak gerçekleştiği varsayıldığında bu ikinci bir Türkiye anlamına geliyor. Elbette, insani maliyet ve işin sosyolojik ve psikolojik boyutu tartışılmaz bile…
Uzmanlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu için tarım, turizm ve sınır ticaretinde tarihi bir sıçramanın kapıda olduğunu söylüyor. Bölgedeki geniş ve verimli araziler uzun yıllar üretimden uzak kalmıştı. Terör tehdidinin ortadan kalkmasıyla birlikte dağ köylerinde tarım ve hayvancılığa dönüş için yerel girişimler başlamış durumda. Kültürel mirası ve doğasıyla aslında bir açık hava müzesi olan bölge, yıllarca şiddet haberleriyle anıldı.
Şimdi ise otel yatırımları yeniden gündeme geldi. Bazı tarihi konak ve hanların turizme kazandırılması için projeler hazırlanmaya başladı. Turizm profesyonelleri, "Burası Türkiye'nin kayıp destinasyonu. Şimdi yeniden keşfetme zamanı" görüşünde. SABAH'ın görüştüğü iş çevreleri, bölgenin ekonomik olarak ayağa kalkması için tüm koşulların ilk kez bu kadar elverişli olduğunu belirtiyor. Ancak bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için kamunun teşviklerinin, özel sektörün cesaretinin ve halkın desteğinin birlikte işlemesi gerektiğine vurgu yapılıyor.
Yaşanan bu sürecin önümüzdeki dönemde ekonomiye olumlu yansıması ise kaçınılmaz. Ekonomistler, terörün ekonomi üzerindeki en büyük saptırıcı etkilerinin ihracat gelirleri ve özel sektör yatırım kararları ekseninde ortaya çıktığını, bunu yabancı sermaye girişi ve turizm talebinin izlediğini belirtiyor. Bu nedenle de PKK'nın silah bırakma kararının etkilerinin bu alanda gerçekleşeceğini öngörülüyor. Terörsüz Türkiye sürecinin ülkenin ortalama reel büyüme performansına bölgedeki büyük yatırım hamlesi ile ek 1.5 katkı sağlayacağı vurgulanıyor.