Çoğu zaman insanı doğru yöne sevk eden bir prensibim var: Trump’ın ne dediğine değil ne yaptığına bakın. Şimdi... Bu prensibi çalıştırmak için önce son günlerde hangi gelişmeler yaşandığına bakalım.
1. ABD ve Avrupa’daki üslerden düzinelerce yakıt ikmal uçağı ve filolarca ek savaş uçağı gönderildi.
2. Bana göre en mühim gelişmelerden biri olan 150 kadar doktor ve sağlık görevlisinin Almanya’daki üsse intikal etmesi.
3. ABD’nin vatandaşlarına önce dünya çapında sonra da Ortadoğu özelinde uyarı yayımlaması.
4. Yabancı misyonların diplomatlarını Tahran’dan çekmeye başlaması.
5. Bölgedeki üsler, uçak gemisi filosu ve füze savunma sistemlerinin alarm seviyesine geçirilmesi.
Bununla birlikte Trump’a sık sık Beyaz Saray’da operasyon seçenekleri sunulduğunu da biliyoruz.
Bunun için son yazıda da belirttiğim üzere Trump’ın ruh halini anlamak, psikolojisini okumak gerekiyor.
Trump, kuyruğunun İran tarafından kıstırırıldığını biliyor. Ondan dolayı çarşamba günü “bundan sonra ne zaman biteceğine İran karar verir” demiştim.
Bu zamana kadar dalga dalga vurmak da parça parça vurmak da İran’a diz çöktüremedi.
Oturup görüşmek? O da Trump için çok kötü bir anlaşma üretmesine rağmen yine başarılı olamadı.
Trump’ın içinde bulunduğu durumu şu: Ne savaşmak ne barışmak işe yarıyorsa... Siz ne yaparsınız?
Bu noktada “e girmeseymiş o zaman savaşa, başlatmasaymış” dediğinizi duyar gibiyim. Lakin zamanı geri alamayacağımız gibi olanları da değiştiremeyiz.
Peki o zaman Trump son çare olarak “devasa saldırı” planını gerçekten de uygulayacak mı?
Bu devasa plan, bir sabah çıkıp “bu gece bir medeniyet ölecek” tehdidinin bir parçası mı? Yoksa bu hafta vaat ettiği gibi Tahran ve çevresindeki elektriği ve köprüleri vurmak mı?
Ben hâlâ bu yapılsa dahi günün sonunda bir şeyleri değiştirip değiştiremeyeceğine bakıyorum. Sağıma dönüyorum, soluma dönüyorum... Yine de Trump’ı bu işin içinden sıyıracak bir çözüm göremiyorum.
Peki şayet böyle bir saldırı olursa bu Trump’ın acziyetini göstermez mi?
İran bir zar attı, hem de çok tehlikeli bir zar attı. Bölgesel hakimiyetini yeniden inşa etmek ve hatta bölgenin liderliğine oynamak için vuruyor artık.
Bu süreçte Trump vurdukça direnecek, direndikçe yıkılmayacak ve yıkılmadıkça da güçlenecek. Plan bu. Ne kadar sert vurulursa da o kadar Körfez’in işini bitirecek. Plan kabaca bu.
Trump nereye kadar vuracak, İran ne kadar yumrukları absorbe edebilecek, Körfez bu sırada nasıl görünecek hiçbiri belli değil
Belli olan şu ki Trump’ın içine düştüğü ya da bile bile yürüdüğü bu durumdan çıkışı ne ben biliyorum ne de Oval Ofis’e toplanıp ona akıl verenler.