İzmir
SON DAKİKA

17 Ağustos'un acısı 27 yıldır taze: Her yıl 17 Ağustos'ta sabahı zor ederim

Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depreme 74 yaşındaki Çap, Erenler ilçesi Çaybaşı Yeniköy Mahallesi'ndeki evinde yakalandı.

İsam Akgül İsam Akgül
16 Ağustos 2026 1 sa önce 1 okuma dk okuma
17 Ağustos'un acısı 27 yıldır taze: Her yıl 17 Ağustos'ta sabahı zor ederim
17 Ağustos'un acısı 27 yıldır taze: Her yıl 17 Ağustos'ta sabahı zor ederim

Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depreme 74 yaşındaki Çap, Erenler ilçesi Çaybaşı Yeniköy Mahallesi'ndeki evinde yakalandı.

Depremden sağ kurtulan 4 çocuk annesi Çap'ın aynı mahallede oturan 5 yıllık evli oğlu 28 yaşındaki Hasan ve 23 yaşındaki gelini Nilüfer Çap enkaz altında kalarak hayatını kaybetti.

Aradan geçen 27 yılda yaşadıklarını hafızasından silemeyen Çap, oğlunun ve gelininin özlemini duyuyor.

Sabriye Çap, depremden 1 gün önce kendisine motosiklet çarptığını, oğlu Hasan'ın kendisini hastaneye götürdüğünü ve kendisiyle ilgilendiğini söyledi.

Deprem anını anlatan Çap, "Bir ses oldu, sanki biri kiremitleri karıştırıyordu. Ablam bizdeydi, 'Deprem oluyor.' dedi, zor kalktım. Evdeki oğlumu uyandırdım ama dışarı çıkamıyoruz, deprem bizi değirmen gibi döndürdü. Aşağıya indik, diğer oğlumu ve ailesini çıkarmaya çalıştık, kapının önüne gardırop düşmüş, onları camdan çıkardık" dedi.

Çap, "Dışarıya çıktık ki kıyamet kopmuş" diyerek, "Bu sefer aklıma Hasan geldi, Osman'a 'Evi yüksek, Hasan çok korkmuştur, koş.' dedim. Hemen gittiler ki her taraf yerle bir. Büyük acılar, anlatılacak gibi değil" diye konuştu.

Oğlunun yaşadığı eve gittiğini anlatan Çap, şöyle devam etti:

"Evin yıkılmış halini görünce aklın başında olmuyor ki. O evin halini görünce 'Bu nedir?' diyorsun. Oraya nasıl gittiğimi bile bilmiyorum. Yürüyerek gittim ama nasıl gittim, ne yaptım, hiç hatırlamıyorum. Hayat benim için hep ağlamakla geçti. Bir oğlum depremde öldü, diğer oğlum onun acısından ölecekti. Benim avuntum bahçe, bir de derenin kenarı. Gece saat 1-2'de gidip derenin kenarına oturuyordum. 'La ilahe illallah' dediğim zaman rahatlıyordum."

Oğlu ve gelininin enkazdan çıkarıldığını, aynı binadan akrabalarının sağ kurtarıldığını dile getiren Çap, "Bir özlem giriyor içime, ne yapacağımı bilemiyorum, sonradan geçiyor. Bir şey oluyor, biri bir şey diyor, düşünceler dağılıyor. Evlat acısı hiçbir şeye benzemez" ifadelerini kullandı.

Sabriye Çap, her yıl 17 Ağustos'ta sabahı zor ettiğini, Kur'an-ı Kerim okuduğunu, o gecenin en önemli gecelerden biri olduğunu kaydetti.

Çap, annesini, babasını ve genç yaşta eşini kaybettiğini ama evlat acısının hiçbir şeye benzemediğini belirterek, "Günlerimizi geçirdik, bu zamana kadar geldik. Acıyla kavrularak geliyorsun, her zaman aklında. Arkadaşlarımızla konuştuğumuzda acılarımız tekrarlanıyor. Bu acı geçmez, bitmez. Otururken birden aklıma geliyor. Resimleri duvardan kaldırdım, görünce yeniden yaşıyorsun. Onun akranı yoktu sülalede. O kadar merhametliydi, bana karşı saygılıydı" şeklinde konuştu.

Gelinini de çok sevdiğini dile getiren Çap, "Oğlumla gelinimin acısını ölçüyorum, şu kadar aşağıya indiremedim gelinimin acısını. O aklıma gelince daha çok ağlayasım geliyor. Rize'den, gurbetten gelin geldi. Çok iyi insandı. Cenazesine kimse gelemedi. Gelinin annesiyle babası da buradaydı, buradan gittiler, öbür akşam deprem oldu. Gitmeselerdi onlar da o evde olacaktı" dedi.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!