[Arşiv] Timsahlar ve suaygırlarıyla çevrili Kariba Gölü çevresinde yürütülen zorlu kazı çalışmaları, paleontoloji dünyasında heyecan verici bir keşifle sonuçlandı.
Sekiz yıl süren titiz kazı ve analizlerin ardından tanımlanan yeni türe, yerel dilde "çalılıkta yaşayan" anlamına gelen "Musango matusadonaensis" adı verildi.
Geç Triyas Dönemi'nde, henüz kıtaların ayrılmadığı Gondvana süper kıtasında yaşamış olan bu canlının, Diplodocus gibi uzun boyunlu dev dinozorların erken atalarından biri olduğu tespit edildi.
Yaklaşık sekiz yaşındayken ve neredeyse tam erişkinliğe ulaştığı dönemde öldüğü belirlenen dinozorun 4,5 metre uzunluğunda ve 222 kilogram ağırlığında olduğu hesaplandı. Omurga, kaburga, kol, bacak ve ayak kemiklerine ulaşılan canlının kafatası ise henüz bulunamadı.
Araştırmacılar, su kenarındaki bitkilerle beslenen bir otobur ya da hepçil olduğunu düşündükleri türün kesin beslenme alışkanlıklarını ve duyu özelliklerini tam olarak netleştirmek için kafatası fosiline ulaşılması gerektiğini ifade ediyor. İki ayak üzerinde yürüdüğü saptanan tür, Zimbabve'de bugüne kadar tanımlanan yalnızca beşinci dinozor olma özelliğini taşıyor.
Güney Afrika, İngiltere ve Zimbabve'den uzmanların katıldığı saha araştırması, bölgedeki yoğun vahşi yaşam nedeniyle son derece tehlikeli koşullarda yürütüldü. En yakın yerleşim biriminden 50 kilometre uzakta, Matusadona Ulusal Parkı sınırlarında çalışan ekip, nehri gezici bir laboratuvar olarak kullandı.
Timsah, suaygırı, fil ve aslan tehlikesine karşı yerel rehberlerin korumasında yapılan çalışmalar, paleontologların şimdiye kadar karşılaştığı en riskli ancak en verimli keşif gezilerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Triyas ile Jura dönemleri arasındaki geçiş evresine ışık tutan bu keşif, dinozorların yeryüzündeki baskın tür haline gelme sürecini anlamak açısından kritik önem taşıyor.
Dünya genelinde bu kadar eski kayaların ve iyi korunmuş tortul havzaların oldukça nadir bulunduğunu hatırlatan araştırmacılar, Güney Afrika'daki fosil yapısının sanılanın aksine tek tip olmadığını ve bölgeye özgü büyük farklılıklar barındırdığını gördüklerini vurguluyor.
Uzmanlar, geçmişteki siyasi çatışmalar ve ulaşım güçlükleri nedeniyle Afrika'nın uzun yıllar boyunca Avrupa ve Kuzey Amerika kadar detaylı araştırılamadığını, gelecekte yapılacak yeni kazılarla birlikte kıtanın tarih öncesi potansiyelinin çok daha net anlaşılacağını öngörüyor.