İzmir
SON DAKİKA

Dünya nüfusu alarm veriyor! İlk kez yaşlı sayısı 5 yaş altı çocuk sayısını geçti

Dünya nüfusu alarm veriyor! İlk kez yaşlı sayısı 5 yaş altı çocuk sayısını geçti 06.09.2026 - 08:00 Son Güncelleme 06.09.2026 - 08:00 Paylaş Dünyaya gelen çocuk sayısı hızla azalırken, mevcut nüfusun yaşlanmasıyla tarihte bir ilk de yaşandı. Dünya…

İsam Akgül İsam Akgül
6 Eylül 2026 1 sa önce 4 okuma dk okuma
Dünya nüfusu alarm veriyor! İlk kez yaşlı sayısı 5 yaş altı çocuk sayısını geçti
Dünya nüfusu alarm veriyor! İlk kez yaşlı sayısı 5 yaş altı çocuk sayısını geçti

Dünya nüfusu alarm veriyor! İlk kez yaşlı sayısı 5 yaş altı çocuk sayısını geçti 06.09.2026 - 08:00 Son Güncelleme 06.09.2026 - 08:00 Paylaş Dünyaya gelen çocuk sayısı hızla azalırken, mevcut nüfusun yaşlanmasıyla tarihte bir ilk de yaşandı. Dünya genelinde 65 yaş üstü nüfus ilk kez 5 yaş altı çocuk sayısını geçti. ABD Nüfus Sayım Bürosu raporu krizin beklenenden hızlı derinleştiğini ortaya koyarken, Türkiye “Aile ve Nüfus On Yılı” hamlesiyle önlem alıyor. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Reklam Reklam Reklam Reklam Milliyet'in haberine göre; Türkiye, doğum ve çocuk nüfus oranlarındaki düşüşe karşı 2025 yılını “Aile Yılı”, 2026-2035 dönemini ise “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan ederek geniş kapsamlı bir devlet politikası başlatırken, ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun son raporu, ekonomiden sosyal güvenliğe yaşamın her alanını etkileyen “nüfusun yaşlanmasının” dünyanın sorunu hale geldiğini ortaya koydu. “Yaşlanan Bir Dünya: 2025” başlıklı rapora göre, dünyada 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 10,5’e ulaşırken, bu grup insanlık tarihinde ilk kez 5 yaş altındaki çocuk sayısını geride bıraktı. Rapor bu kritik demografik değişimin, bugüne yapılan çalışmalardaki projeksiyonlardan daha hızlı gerçekleştiğini ve yaşlanan nüfus sorununun zengin ülkelerin ötesine geçtiğini gözler önüne serdi.

Raporda, dünya nüfusunun 65 yaş ve üzerindeki kesimi, 2025’te 852 milyon olurken, bu sayının 2060’ta yaklaşık 2 milyara çıkacağı ve oransal olarak artışın da yüzde 10,5’den yüzde 19,6 seviyesine doğru olacağı öngörüldü. ABD’deki yaşlı nüfus oranının yüzde 18,9’dan yüzde 23,4’e yükseleceği tahminine yer verilen raporda, yaşlanan nüfus sorunundan en çok etkilenen Avrupa’da ise bu oranın yüzde 21’den yaklaşık yüzde 31’e çıkacağı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler verileri yılda yaklaşık 132 milyon bebeğin dünyaya geldiğini gösterirken, 2024’te bu doğumların yaklaşık 47 milyona Afrika’da gerçekleşti. AB ülkelerinde ise 2024 sadece 3.5 milyon bebek doğdu. Yani 2024’te Afrika’da Avrupa’nın yaklaşık 13,5 katı daha fazla bebek dünyaya geldi. Geçen yıl nüfusunun neredeyse yarısının çocuk olduğu kayda geçen ve dünyanın en çok çocuk yaşayan ilk 10 ülkesini barındıran Afrika kıtası mevcutta dünyanın en genç nüfuslu bölgesi. Ancak 2060 yılına yönelik projeksiyonda, Afrika’daki yaşlı nüfusun da söz konusu aralıkta 4 kattan daha fazla artması bekleniyor. Asya’da da yaşlı sayısında büyük artış bekleniyor. Nüfus yoğunluklarıyla bilinen Çin, Hindistan, Bangladeş, Meksika ve Vietnam gibi ülkelerde bile doğurganlık oranlarının artık yenilenme seviyesinin altında kaldığına dikkat çekiliyor.

Bu değişim, kamu bütçeleri ve sosyal hayat üzerindeki etkisini giderek artırıyor. Devletler, emeklilik sisteminden bakım maliyetine, sağlık sisteminden iş gücü piyasasında yaşanacak beceri açığına kadar pek çok hususta yeni mekanizmalar üretmeye yöneliyor.

Yeni nüfus düzeninin getireceklerini uzmanlar Milliyet’e değerlendirdi:

Gerontolog Dr. Kemal Aydın: Evde bakım, uzaktan bakım… Aslında Türkiye’de yaşlı nüfusa yönelik önemli bir altyapı var. Burada sivil toplum zayıf, çalışmalarını artırması gerek. Türkiye olarak, BM nezdinde 2002’den beri önemli girişimler yaptık. Yaşlı nüfus krizini gündemde tutmaya çalıştık. Nasıl Kovid-19 pandemisinde ülkeler el ele verdiyse, nasıl küresel ısınmaya karşı mücadele ediliyorsa küresel yaşlanma krizine karşı da harekete geçilmeli. Bu konu BM’nin her yıl üzerine toplandığı, ülkeleri yeni çalışmalara teşvik ettiği bir alan olmalı. Batıda ekonomi eksenli bakıldığından yaşlılar gözardı ediliyor. Genç nüfusun olduğu yerde de bu alana aktarılacak yeterli fon yok. Aslında bizim niyetimiz, BM çatısı altında, İslam ülkeleriyle birlikte 2023’te ülkemizin yüzüncü yılında yaşlı nüfusa dair bir zirve toplamaktı. Pandemi, deprem bu çalışmaları da sekteye uğrattı. Yaşlıyı yaşat ki o tecrübeden faydalanasın. Yapılacak çok iş var.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi Tarkan Zengin: Nüfusun azalması sorunu sadece ülkemize özgü bir mesele değil ama temel sorunumuz, Batı Avrupa’nın 100 yıldan fazla bir sürede geldiği soruna biz 50 yılda geldik. Sadece son 5 yılda yaşlı nüfusumuz yüzde 20 arttı, yüzde 11,1 oranıyla ülkemiz ‘çok yaşlı’ statüsüne girdi. Nüfus projeksiyonları, bugün yüzde 10,6 olan 65 yaş üstü oranını, 2030’da yüzde 13,5, 2040’da yüzde 17,9, 2060’da yüzde 27, 2080’de yüzde 33,4 ve 2100’de yüzde 33,6 olacağını öngörüyor. Nüfusun hızla yaşlanması ekonomik ve sosyal bakımdan önemli riskler barındırıyor. İşgücü piyasalarında işgücü açığı, yaşlı bir emek piyasası, verimlilik düşüşü, yeşil ve dijital dönüşüm ile birlikte ortaya çıkacak beceri açığı gibi risklerle karşılaşılanacak. Sosyal güvenlik açısından prim gelirleri azalacak, emeklilikte geçen süre ve sağlık harcamaları artacağından giderler yükselecek. Bu süreçte zorunlu bir bakım sigortasının hayata geçirilmesi gündeme gelmelidir.

Gerontolog Prof. Dr. İsmail Tufan: Şimdilik sonuçlarını hissetmiyoruz ama bugünkü çocuk ve gençlerimiz yaşlandığında, onları çok zor dönemler bekliyor. Özellikle emeklilik, sağlık ve aile ilişkileri alanlarında bu zorluklarla başa çıkmaları çok zor olacaktır. Emeklilik sisteminin ayakta kalabilmesi için muhakkak doğurganlığı arttırmak zorundayız. Doğurganlık sorunu önümüzdeki onlarca yıl sürecek ve ucu açık bir sorundur. Emeklilik yaşı hemen 65 üzeri olmalıdır. Doğurganlık azalmaya devam ederse, 2050 yılı sonrasında emeklilik yaşının yeniden yükseltilmesi tartışılabilir. Sadece çalışanların primlerine dayanan emeklilik sistemin yerine ek sistemler eklenmelidir, örneğin büyük işletmeler ve kamu kuruluşlarında ‘işletme içi emeklilik sigortası’ eklenmelidir ve ‘bireysel emeklilik sigortası’ teşvik edilmelidir. Ailelerin bakıma muhtaç bireylerine bakım vermesini desteklemek ve profesyonel bakım ağının gelişmesini teşvik etmek amacıyla ‘bakım sigortası’ hemen kurulmalıdır. Gerontologların istihdamı teşvik edilmelidir.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!