İzmir
SON DAKİKA

Ertan Yıldız’dan "yapı" itirafı! Ekosistemi tek tek anlattı: Cumhurbaşkanlığı hayaliyle başladık, yapıyı görünce ayrıldım

Batuhan ALTINBAŞ Ertan Yıldız, örgütün belediye iştirakleri, reklam ihaleleri, Boğaziçi İmar, metro ve araç ihaleleri ile Cebeci hafriyat sahası üzerinden işleyen para ve komisyon sistemini anlattı. Önceki etkin pişmanlık ifadelerinin tamamının…

İsam Akgül İsam Akgül
25 Ağustos 2026 14 dk önce 2 okuma dk okuma
Ertan Yıldız’dan "yapı" itirafı! Ekosistemi tek tek anlattı: Cumhurbaşkanlığı hayaliyle başladık, yapıyı görünce ayrıldım
Ertan Yıldız’dan "yapı" itirafı! Ekosistemi tek tek anlattı: Cumhurbaşkanlığı hayaliyle başladık, yapıyı görünce ayrıldım

Batuhan ALTINBAŞ Ertan Yıldız, örgütün belediye iştirakleri, reklam ihaleleri, Boğaziçi İmar, metro ve araç ihaleleri ile Cebeci hafriyat sahası üzerinden işleyen para ve komisyon sistemini anlattı. Önceki etkin pişmanlık ifadelerinin tamamının arkasında olduğunu söyleyen Yıldız; Medya AŞ'deki "kapalı devre" yapıyı, Bebek Otel'deki yüzde 10 pazarlığını, Boğaziçi'ndeki gayriresmî yapılanmayı ve "adrese teslim" şartnameleri tek tek açıkladı. En çarpıcı bölüm ise Doğuş Holding'den istenen 10 milyon dolara ilişkin oldu. Yıldız, Saraçhane'deki toplantıda Ekrem İmamoğlu'nun ödemenin bir kısmının seçim öncesinde nakit alınmasını istediği konuşmaya bizzat şahit olduğunu söyledi.

"İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık Ertan Yıldız savunma yaptı. Yıldız, İBB'de dönen kirli çarkı, "Gözlerimle gördüm" diyerek anlattı.

"1.5 MİLYON DOLARI FATİH KELEŞ ALDI, İMAMOĞLUNUN BİLGİSİ VARDI"

Dava dosyasındaki "Eylem 20"ye ilişkin iddiaların %100 arkasında olduğunu belirten Yıldız, bizzat şahit olduğu bavul dolusu para trafiğini şu sözlerle anlattı: "Yaklaşık 1,5 milyon - 1 milyon 200 bin dolar getirildi. Bu parayı Fatih Keleş aldı, ben de buna şahidim. Bu durum Ekrem İmamoğlu'nun tamamen bilgisi dahilindeydi. Hatta Ekrem Bey bana, Aykut Erdoğdu'yu kastederek 'Ya Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1,5 getirir' şeklinde ifadede bulundu. Yani aslında daha fazla para alabilme odaklı olduğuna ve bir kısmını kendisine ayırdığına inanıyorlardı. Aykut Erdoğdu ile hiçbir husumetim yoktur, bu olay yüzde yüz gerçektir, gördüm." dedi.

2019 sonu veya 2020 başlarında Fatih Keleş ve Ali Sukas ile yaptıkları gizli toplantıyı da açıklayan Ertan Yıldız, "Fatih Keleş yanıma gelip Beylikdüzü'nden tanıdık firmalara Ağaç A. Ş.'den iş verilmesini teklif etti. Yapılan toplantıya Ali Sukas da katıldı ve 'Benim de tanıdığım firmalar var' dedi. Bunun üzerine belirli şirketlerden oluşan bir firma havuzu kurulması, işlerin öncelikli olarak bunlara verilmesi ve 'bu firmalardan komisyonlar alınması' yönünde bir görüşme gerçekleşti." şeklinde konuştu.

"CUMHURBAŞKANLIĞI HAYALİYLE BAŞLADIK, YAPIYI GÖRÜNCE AYRILDIM"

Başlangıçta "Cumhurbaşkanlığı ve bakanlık" hedefiyle yola çıktıklarını ancak zamanla gayriyasal finans kaynakları geliştirme ve kumpas yapılanmalarının odağı haline gelindiğini söyleyen Yıldız, Fatih Keleş'in İmamoğlu'nun yanında 'Para işleriyle uğraşmaktan yoruldum, Ertan Bey de elini taşın altına soksun' diyerek kendisini kirli sisteme çekmeye çalıştığını belirtti.

Sadece 170 bin ton izinli alana 80 milyon ton kaçak hafriyat dökülmesine göz yumulduğunu, İSTAÇ'ın en az 400 milyon dolarlık gelirden mahrum bırakılarak zarara uğratıldığını ve bu paraların belirli kişilerin cebine gittiğini vurgulayan Yıldız, "Bu hafriyat bu şekilde Cebeci maden sahasına değil de İSTAÇ'ın hafriyat alanlarına gitseydi 800 milyon dolarlık gelirin en az yarısını, yani 400 milyon doları İSTAÇ alacaktı. İSTAÇ 4 yıllık bir sürede böyle bir gelirden mahrum kaldı, dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Peki bu para kimin cebine gitti Sayın Başkanım? Etkin pişmanlık ifadelerimde var." dedi.

MEDYA AŞ'DE "KAPALI DEVRE" SİSTEM: İMAMOĞLU, KELEŞ, ONGUN VE TAŞKIN

Yıldız'ın mahkemede anlattığı ilk yapılardan biri Medya AŞ ve Kültür AŞ oldu. Murat Ongun'un organizasyon şemasında Medya AŞ ve Kültür AŞ ile doğrudan bağlantılı olduğunu anlatan Yıldız, Medya AŞ'deki karar mekanizmasını "kapalı devre sistem" olarak tanımladı. Yıldız, yapıyı anlatırken, Medya AŞ'ye ilişkin toplantıların Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş, Murat Ongun ve Serdal Taşkın tarafından yapıldığını; ihaleler ile reklam mecralarının bu toplantılarda konuşulduğunu söyledi. Daha sonra Fatih Keleş'in bu toplantılardan çekildiğini aktaran Yıldız, Keleş'in kendisine Murat Ongun'u kastederek, "Murat aslında bu işleri çok bilmiyor ama ne yapayım, başkan böyle istiyor. Ben artık Medya AŞ ile ilgilenmiyorum" dediğini de mahkeme tutanağına geçirdi.

Savcının, Fatih Keleş'in bu süreçlerde resmî bir sıfatı bulunup bulunmadığını sorması üzerine Yıldız net konuştu: "Hayır, yoktu. Fatih Keleş sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanıdır. Onun dışında belediyede hiçbir resmî sıfatı yoktur." Yıldız, Emrah Bağdatlı'nın da belediyede herhangi bir resmî görevi bulunmadığını ancak Murat Ongun'un yanında sürekli görüldüğünü anlattı. Bağdatlı'nın aynı zamanda belediyeyle iş yapan bir firmanın sahibi olduğunu bildiğini kaydeden Yıldız, iş yapan bir firma temsilcisinin sürekli Murat Ongun'un yanında bulunmasını o dönemde de garipsediğini söyledi.

Duruşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Bebek Otel'de yapılan toplantıya ilişkin oldu. Yıldız; Murat İlbak, Fatih Keleş, Murat Ongun ve bir başka kişinin katıldığı kahvaltıda belediyenin reklam alanlarına ilişkin ihalenin konuşulduğunu anlattı. Masada açık bir pazarlık yapıldığını söyleyen Yıldız, reklam alanlarının değerinin altında alınmasına ilişkin görüşmelerin ardından "yüzde 10 da bize verildi" şeklinde bir anlaşmaya varıldığını söyledi. Savcının, yüzde 10'luk pazarlığı kimin yaptığını sorması üzerine Yıldız, Murat Ongun'u işaret etti.

BOĞAZİÇİ'NDE GAYRİRESMÎ YAPI: "PARASAL HAREKETLERİ KELEŞ KONTROL EDERDİ"

Yıldız, örgütün ikinci büyük gayrimenkul finansal kaynağı olarak daha önce anlattığı Boğaziçi İmar yapılanmasını da mahkemede açtı. Yakup Öner'in resmî hiçbir görevi bulunmamasına rağmen Boğaziçi İmar'daki süreçleri gayriresmî olarak takip ettiğini söyleyen Yıldız, taleplerin kimi zaman doğrudan Ekrem İmamoğlu'ndan, kimi zaman Fatih Keleş üzerinden geldiğini anlattı. Yıldız mahkemedeki ifadesinde, "Bazen Yakup Öner başkanla direkt görüşürdü. Direkt kendisini başkan arardı, kendisi de iş verirdi. Bazen de Fatih Keleş üzerinden yürürdü. Fakat bütün parasal hareketleri Fatih Keleş kontrol ederdi." dedi. Boğaziçi İmar Müdürünün resmî imzayı atan kişi olduğunu ancak öncesinde gayriresmî süreçten geçilmeden imza atılmadığını anlatan Yıldız, "Boğaziçi İmar'da ayrı bir yapılanma vardı ve bu yapılanma Ekrem İmamoğlu tarafından bizzat takip ediliyordu" dedi.

"ADRESE TESLİM" İHALENİN FORMÜLÜ: ÖZEL ŞARTNAME, ÖNCEDEN BELLİ FİRMA

Ertan Yıldız, İBB'deki bazı ihalelerin belirli şirketlere nasıl yönlendirildiğini de anlattı. Sarılar İnşaat'ın kışla mücadele işi ile Ağaç AŞ'nin araç ihalelerini örnek gösteren Yıldız, şartnamelerin belirli firmaların elindeki araçlara göre oluşturulduğunu söyledi. Yıldız'a göre yöntem şöyle işliyordu: Şartnameye yalnızca belirli bir firmanın elinde bulunan özel araçlar ekleniyor ya da normal şartlarda üç ayda temin edilebilecek araçların bir ay içinde teslim edilmesi isteniyordu. İhaleye çıkılmadan önce söz konusu araçlar ilgili firma tarafından zaten satın alınmış oluyordu. Yıldız, bunun amacını mahkemede açık biçimde "adrese teslim ihale vermek" olarak tanımladı. İşin önce doğrudan firmaya değil belediye iştirakine verildiğini, iştirak tarafından yeniden ihaleye çıkarıldığını anlatan Yıldız, "Zaten alacak firma belli" dedi.

Yıldız'ın bizzat şahit olduğunu söylediği en kritik görüşme, Doğuş Holding'den talep edilen 10 milyon dolara ilişkin oldu. Saraçhane'de yapılan toplantıda kendisinin de bulunduğunu anlatan Yıldız, toplantıda Ekrem İmamoğlu, Can Akın Çağlar ve Fatih Keleş'in bulunduğunu hatırladığını söyledi. Yıldız'ın anlatımına göre Ekrem İmamoğlu toplantıda 10 milyon doların durumunu sordu. Can Akın Çağlar, şirket yöneticisiyle görüştüğünü ve ödemenin resmî olarak nasıl yapılacağını konuştuğunu söyledi. Tam bu noktada İmamoğlu'nun müdahale ettiğini anlatan Yıldız, İmamoğlu'nun "Resmî değil. Bunun bir kısmını nakit olarak vermeleri lazım. Seçimler yaklaşıyor, bir daha konuşun." şeklinde konuştuğunu mahkemede anlattı. Yıldız, bu konuşmaya bizzat şahit olduğunu özellikle vurgularken, sonrasında 10 milyon dolarlık talebin nasıl sonuçlandığını bilmediğini söyledi.

Cebeci hafriyat sahası da Yıldız'ın ifadesinin en çarpıcı başlıklarından biri oldu. Yıldız, sahada verilen izinlerin dışında kaçak hafriyat dökümlerine göz yumulduğunu, bu düzenin Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla Fatih Keleş tarafından organize edildiğini anlattı. Daha önce bu işten elde edilen sıcak parayı Fatih Keleş, İbrahim Bülbüllü ve Murat Gülibrahimoğlu'nun kontrol ettiğini söyleyen Yıldız, söz konusu kazancın büyük bölümünün Ekrem İmamoğlu'na ait olduğunu ve İmamoğlu'nun yapıda yüzde 50 gayriresmî ortak olduğunu ifade etmişti. Mahkemede bu anlatımını daha da açan Yıldız, Fatih Keleş'in kendisine şirket hisseleri konusunda "Merak etme, biz hisselerle ilgili konuyu hallettik. Hisseler bizde." dediğini aktardı. Savcının, bu sözü bizzat Fatih Keleş'ten duyup duymadığını sorması üzerine Yıldız, "Evet" cevabını verdi. Hisselerin kimin adına tutulduğunu ise bilmediğini söyledi.

Savcılık, operasyon öncesinde Murat Gülibrahimoğlu'nun elde edilen paraları kendi uhdesine geçirerek kaçırabileceği endişesi nedeniyle kendisinden para istendiğine ilişkin önceki beyanları da Yıldız'a sordu. Yıldız, Gülibrahimoğlu konusunda çevresindekileri daha önce de "Murat'a güvenmeyin" diye uyardığını anlattı. Buna karşılık kendisine Gülibrahimoğlu için "Çok yetenekli biri, önünü açmamız lazım" denildiğini söyledi. 2023'ün ikinci yarısından itibaren yapı içerisindeki ilişkilerinin zayıfladığını ve operasyon öncesindeki son sürecin bütün ayrıntılarına vakıf olmadığını belirten Yıldız, buna rağmen Fatih Keleş ve çevresinin Gülibrahimoğlu'na artık güvenmediği kanaatini mahkemede dile getirdi.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!