Günün Önemli Haberleri Küresel tahvil piyasalarında satış dalgası: Faizler onlarca yılın zirvesinde 02.10.2026 - 15:26 Son Güncelleme 02.10.2026 - 15:26 Paylaş Küresel tahvil piyasalarında yüksek enflasyon, faiz artışları ve artan borç yükünün etkisiyle yaşanan satış dalgası yeni bir boyut kazanıyor. ABD, Fransa, Almanya ve Japonya başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde devletlerin borçlanma maliyetleri onlarca yılın en yüksek seviyelerine çıkarken, yükselen tahvil faizlerinin hanehalkı, şirketler ve kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırabileceği belirtiliyor. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Reklam Reklam Reklam Reklam ABD Ticaret Bakanlığı'nın beklentileri aşan ikinci çeyrek GSYH verisi ile ağustos ayına ilişkin kişisel gelir ve tüketim harcamaları verilerinin enflasyonun Fed hedefinin üzerinde kaldığına işaret etmesi, tahvil piyasasındaki satışları hızlandırdı.
ABD ekonomisinin ve tüketim harcamalarının güçlü seyrini koruduğunu gösteren veriler, Fed'in sıkı para politikasını sürdürebileceği endişelerini artırdı. Bu gelişmeler ABD'nin 10 yıllık tahvil faizini yukarı taşırken küresel borsalarda da sert satışlar görüldü.
Küresel borçlanma maliyetleri açısından temel gösterge kabul edilen ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34 ile 2002'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
ABD tahvil faizleri, yılın üçüncü çeyreğinde yaklaşık 90 baz puan yükselerek bu yüzyılın en büyük çeyreklik artışını kaydetti.
Piyasalarda gözler, işsizliğin yüzde 4,1 seviyesinde sabit kalmasının beklendiği eylül ayı istihdam raporuna çevrildi.
Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre büyük ekonomilerin faiz giderleri, yapay zeka, savunma ve temiz enerji alanlarının her birine yapılan küresel yatırımları geride bırakmış durumda.
Tahvil piyasasındaki kırılganlığın arkasında ekonomik canlılığın yanı sıra yüksek borçluluk da bulunuyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol fiyatlarında yeni artışlara yol açarak enflasyonist baskıyı artırması, faizlerin daha yüksek seviyelere çıkmasına neden olabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
ABD'nin toplam borç yükü 40 trilyon doları aşarken, Almanya dışındaki tüm G7 ekonomilerinde borç stokunun milli gelire oranının yüzde 100 ve üzerinde seyretmesi piyasalardaki endişeleri artırıyor.
Tahvil faizlerindeki yükselişte yapay zeka yatırımlarındaki hızlı büyümenin de yapısal bir etkisi bulunuyor.
Yapay zeka alanındaki dünyanın en büyük beş teknoloji şirketi, veri merkezlerinin finansmanı amacıyla bu yıl 220 milyar dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirdi. Şirketlerin artan borçlanma ihtiyacının tahvil piyasasında faizler üzerinde ilave baskı oluşturduğu belirtiliyor.
İngiltere'nin 30 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 6 seviyesini aşarak 1998'den bu yana ilk kez bu seviyenin üzerine çıktı. Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizleri 2002'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, Japonya'da da tahvil faizleri onlarca yılın zirvesini gördü.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tahvil piyasasındaki endişelerin ABD ekonomisinin genel gücünü gölgelememesi gerektiğini savunuyor.
ABD Hazinesi, borçlanma maliyetlerini sınırlamak amacıyla tahvil geri alımları yapacağını açıklamasına rağmen faizlerdeki yükseliş devam etti.
Uzmanlar, kamu harcamalarını yüksek bulan ve hükümetleri mali disipline zorlamak amacıyla daha yüksek faiz talep eden yatırımcıları "tahvil muhafızları" olarak nitelendiriyor.
Analistler, petrol fiyatlarında olası bir düşüşün kısa vadede piyasalara rahatlama sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin kalıcı olarak düşmesi için hükümetlerin borçları azaltmaya yönelik kararlı adımlar atması gerektiği ifade ediliyor.
Küresel tahvil piyasalarındaki sıkışma, Avro Bölgesi'ndeki riskleri artırırken döviz piyasaları üzerinde de baskı oluşturuyor.
KCM Trade Küresel Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, tahvil faizlerindeki sert yükselişin arkasında yüksek petrol fiyatları, kamu borç yükü ve yapay zeka sektöründeki sermaye rekabetinin bulunduğunu belirtti.
Waterer, petrol fiyatlarında anlamlı bir düşüş yaşanmaması veya ABD ile İran arasında uzlaşı sağlanmaması halinde piyasalardaki sıkışıklığın devam edebileceğini ifade etti.
ING FX Stratejisti Francesco Pesole, Fransa'nın bütçe açıklamalarının ardından Fransa-Almanya 10 yıllık tahvil faiz farkının 130 baz puana ulaştığına dikkat çekti.
Pesole, mevcut bütçe planının yapısal açıkları çözmekte yetersiz kaldığını belirterek söz konusu farkın 150 baz puana kadar genişleyebileceğini öngördü.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Sorumluluk Beyanı