İzmir
SON DAKİKA

Sosyal medyadaki reklam suçu fonluyor: Şiddet, sapkınlık ve suç içeriklerine sponsorluk!

SABAH İNTERNET Sosyal medya platformlarında içeriklerin nasıl seçildiği, hangi paylaşımların milyonlarca kullanıcıya ulaştırıldığı ve bu içeriklerin yanında hangi reklamların gösterildiği tartışılmaya devam ediyor. Uzmanlara göre özellikle öfke…

İsam Akgül İsam Akgül
25 Ağustos 2026 4 sa önce 5 okuma dk okuma
Sosyal medyadaki reklam suçu fonluyor: Şiddet, sapkınlık ve suç içeriklerine sponsorluk!
Sosyal medyadaki reklam suçu fonluyor: Şiddet, sapkınlık ve suç içeriklerine sponsorluk!

SABAH İNTERNET Sosyal medya platformlarında içeriklerin nasıl seçildiği, hangi paylaşımların milyonlarca kullanıcıya ulaştırıldığı ve bu içeriklerin yanında hangi reklamların gösterildiği tartışılmaya devam ediyor. Uzmanlara göre özellikle öfke, korku, şok ve skandal duygusu oluşturan içerikler yüksek etkileşim alırken, algoritmaların bu içerikleri daha geniş kitlelere taşıması önemli soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Tartışmanın bir diğer boyutunu ise milyarlarca dolarlık reklam ekonomisi oluşturuyor. Otomotivden gıdaya, bankacılıktan giyime kadar çok sayıda sektör reklam bütçelerini dijital platformlara yönlendiriyor. Ancak reklamların hangi içeriklerin yanında gösterildiği her zaman reklamveren tarafından doğrudan kontrol edilemiyor.

SUÇ VEYA ZARARLI İÇERİKLERİN DAHA FAZLA GÖRÜLMESİNE KATKI SAĞLIYORLAR

Bu durum, suç, şiddet ve dolandırıcılık içeriklerinin yanında yasal ve kurumsal markaların reklamlarının da yayınlanabilmesine neden oluyor. Reklamverenler çoğu zaman reklamlarının hangi içeriğin yanında gösterileceğini doğrudan kontrol edemiyor. Böylece markalar, farkında olmadan suç veya zararlı içerik üreten hesapların daha fazla görünürlük elde etmesine katkı sağlayabiliyor. Bu tablo, reklam bütçelerinin istemeden de olsa suç ve zararlı içeriklerin bulunduğu dijital ekosistemi finanse edip etmediği sorusunu gündeme getiriyor.

Dijital reklamcılıkta markalar belirli yaş gruplarına, ilgi alanlarına, davranışlara ve konumlara göre hedef kitle seçebiliyor. Bilişim Uzmanı Dinçer Karaca, sistemin işleyişini algoritmik açık artırmalar üzerinden anlatıyor.

Karaca, bir markanın belirli bir yaş grubuna veya belirli ilgi alanlarına sahip kullanıcılara ulaşmak için bütçe ayırdığını, ardından algoritmik sistemlerin çok kısa süreler içerisinde reklamın kime gösterileceğine karar verdiğini belirtiyor.

"ESKİDEN ÖRGÜTLER MAHALLEDE ÇOCUK ARIYORDU, BUGÜN AYNI ANDA DİJİTALDE ULAŞABİLİYORLAR"

Karaca, suç örgütleri açısından da sosyal medyanın önemli bir erişim alanına dönüştüğünü ifade ederek, "Eskiden suç örgütünün mahallede çocuk araması gerekiyordu. Bugün binlerce çocuğun bulunduğu bir dijital alana aynı anda ulaşabiliyor" dedi.

Karaca'ya göre mesele artık yalnızca içerikten ibaret değil. Dağıtım sistemi, algoritmalar ve ekonomik teşvikler birlikte ele alınmalı.

Siber Güvenlik Uzmanı Özen Öner ise kullanıcıların platformlarda bıraktığı dijital izlerin içerik akışını şekillendirdiğine dikkat çekiyor.

Öner, "Uzun süre izlediğiniz videolar, yaptığınız beğeniler veya yaptığınız aramalara göre şekillendirilmiş kişisel algoritmalara tabiyiz. Burada aslında bir şeffaflığı ortadan kaldırarak insanlara bir dayatma yapılıyor." ifadelerini kullandı.

Platformlarda geçirilen süre arttıkça daha fazla reklam gösterilebilmesi, kullanıcı dikkatini dijital ekonominin merkezine yerleştiriyor. Bu modelde kullanıcıların platformda daha uzun süre tutulması, reklam gösterimlerinin de artması anlamına geliyor.

Sosyal medyada kullanıcıların dikkatini çekmek için en sık başvurulan yöntemlerden biri güçlü duygulara hitap etmek. Öfke, korku, şaşkınlık, endişe ve skandal duygusu oluşturan içerikler kullanıcıları yorum yapmaya, paylaşmaya veya başka kullanıcıları etiketlemeye yöneltebiliyor.

Bir kullanıcı içeriğe tepki göstermek amacıyla yorum yaptığında veya karşı çıkmak için paylaşım gerçekleştirdiğinde dahi platform açısından ortaya bir etkileşim çıkıyor. Etkileşimin yüksek olması ise bazı sıralama sistemlerinde içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına katkı sağlayabiliyor.

Bu durum, "Öfke, korku, şok ve skandal içerikleri neden bu kadar hızlı yayılıyor?" sorusunu gündeme getiriyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık da uç içeriklerin daha fazla öne çıkmasının reklamlar açısından yeni bir sorun oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Bu durum uçlarda yaşanan durumların ve videoların daha öne çıkması ve reklamlarında buralarda gösterilmesine sebebiyet veriyor. Cinsel ve şiddet içerikli videoların üzerine reklamlar konulmuş oluyor. Algoritma çocuğun önüne suç içeriklerini çıkarıyor." ifadelerini kullandı.

Dijital reklamcılığın ulaştığı ekonomik büyüklük de tartışmanın önemli başlıklarından biri.

2026 yılı için verilen tahminlerde ise reklam gelirlerinin şirketler arasında büyük ölçüde yoğunlaştığı görülüyor. Meta için 243 milyar dolar, Google için 239 milyar dolar, TikTok için 23 milyar dolar ve YouTube için 36 milyar dolar seviyesinde gelir tahminleri bulunuyor.

Bu büyüklük, reklamverenlerin parasının hangi içerik ekosisteminde dolaştığı sorusunu da beraberinde getiriyor.

Binlerce şirket reklam bütçelerini dijital platformlara aktarırken, reklamın yayınlandığı içeriğin niteliği her zaman reklamverenin doğrudan kontrolünde olmayabiliyor.

Bu nedenle meşru bir markanın reklamının suç, şiddet, dolandırıcılık veya başka sakıncalı içeriklerin yanında görünmesi mümkün olabiliyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor:

SANAL MEDYAYA VERİLEN REKLAMLAR, FARKINDA OLUNMADAN SUÇ EKONOMİSİNE FİNANSMAN SAĞLIYOR MU?

Burada mesele doğrudan reklamverenlerin suç içeriklerini desteklediği anlamına gelmiyor. Asıl tartışma, reklam dağıtım sistemlerinin yeterince şeffaf olup olmadığı ve markaların reklamlarının hangi içeriklerle yan yana getirildiğini ne ölçüde kontrol edebildiği üzerine yoğunlaşıyor.

SABAH. COM. TR GÜNDEME GETİRMİŞTİ! SOSYAL MEDYA SUÇ ÖRGÜTLERİNİN DE PROPAGANDA ALANI

Sosyal medyanın tartışılan bir başka boyutu ise suç örgütlerinin propaganda ve eleman kazanma faaliyetlerinde bu platformlardan yararlanması.

Sabah.com.tr'nin daha önce gündeme getirdiği haberlerde Barış Boyun Çetesi, Daltonlar, Redkitler, Gündoğmuşlar, Anucurlar, Arap Emrah grubu, Reçberler ve Baygaralar gibi suç örgütleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen yapıların sosyal medya faaliyetlerine dikkat çekilmişti.

Şüphelilerin; sosyal medya hesapları üzerinden suç ve suçluyu övücü, tehdit, hakaret ve örgüt propagandası içerikli paylaşımlar yaptıkları, bu paylaşımlar vasıtasıyla örgütsel faaliyetlerini duyurmayı amaçladıkları, suç örgütleri arasındaki husumet ve rekabeti sosyal medya mecralarına taşımaya çalıştıkları ve örgütlere yeni eleman kazandırmaya yönelik faaliyetlerde bulundukları tespit edilmişti.

Sosyal medya artık yalnızca insanların içerik paylaştığı bir alan değil. Milyarlarca dolarlık reklam ekonomisinin, kişiselleştirilmiş algoritmaların ve kullanıcı davranışlarının kesiştiği dev bir ekosistem.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!