İzmir
SON DAKİKA

Tiroit kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor! Her nodül ameliyat gerektirmiyor

Tiroit kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor! Her nodül ameliyat gerektirmiyor 03.09.2026 - 12:59 Son Güncelleme 03.09.2026 - 13:00 Kaynak İHA Paylaş Tiroit nodülleri toplumda oldukça sık görülürken uzmanlar, her nodülün kanser veya ameliyat nedeni…

İsam Akgül İsam Akgül
3 Eylül 2026 1 sa önce 2 okuma dk okuma
Tiroit kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor! Her nodül ameliyat gerektirmiyor
Tiroit kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor! Her nodül ameliyat gerektirmiyor

Tiroit kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor! Her nodül ameliyat gerektirmiyor 03.09.2026 - 12:59 Son Güncelleme 03.09.2026 - 13:00 Kaynak İHA Paylaş Tiroit nodülleri toplumda oldukça sık görülürken uzmanlar, her nodülün kanser veya ameliyat nedeni olmadığını vurguluyor. Prof. Dr. Ahmet Cem Dural, tiroit kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerken modern cerrahi yöntemler ve yeni teknolojiler hakkında önemli bilgiler verdi. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Reklam Reklam Reklam Reklam Eylül ayının Tiroit Kanseri Farkındalık Ayı olması nedeniyle tiroit nodülleri ve tiroit kanserine ilişkin farkındalık çalışmaları hız kazandı. Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Cem Dural, tiroit bezinde tespit edilen her nodülün ameliyat gerektirmediğini belirterek doğru değerlendirme ve düzenli takibin önemine dikkat çekti.

Tiroit bezinde oluşan nodüllerin boyut, şekil ve içerik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dural, nodüllerin büyük bölümünün iyi huylu olduğunu söyledi.

Bazı nodüllerde yalnızca fizik muayene ve ultrasonografi ile düzenli takip yeterli olabiliyor. Ancak kanser şüphesi taşıyan, ciddi bası oluşturan veya aşırı hormon üretimine neden olan nodüllerde farklı tedavi seçenekleri gündeme geliyor.

Ultrasonografide bazı özellikler nodülün daha yakından incelenmesini gerektirebiliyor.

Düzensiz veya belirsiz sınırlı, katı yapıda olan ve mikrokalsifikasyon içeren nodüller kanser açısından daha yüksek risk taşıyabiliyor. Bu tür durumlarda hekim tarafından gerekli görülürse iğne biyopsisi uygulanabiliyor.

Aşırı tiroit hormonu üreten ve hipertiroidiye neden olan nodüller de tedavi açısından ayrıca değerlendiriliyor.

Tiroit ameliyatlarının en çok merak edilen konularından biri ses kısıklığı riski.

Prof. Dr. Dural, tiroit bezinin yakınından geçen ve ses tellerinin çalışmasını sağlayan sinirlerin ameliyat sırasında zarar görebilmesinin ses değişikliklerine yol açabileceğini belirtti.

Ancak günümüzde cerrahi tekniklerin gelişmesi ve sinir monitörizasyon sistemlerinin kullanılmasıyla bu riskin önemli ölçüde azaltıldığı ifade ediliyor.

Dural'ın verdiği bilgilere göre kalıcı ses kısıklığı yüzde 0,1'in altında görülürken, geçici ses değişikliği, ses yorulması veya çatallanma gibi sorunlar yaklaşık yüzde 1 oranında ortaya çıkabiliyor.

Tiroit cerrahisinde son yıllarda kullanılan teknolojiler, ameliyat sırasında oluşabilecek komplikasyonların azaltılmasına yardımcı oluyor.

Bunlardan biri sinir monitörizasyonu. Bu sistem sayesinde cerrah, ses tellerini kontrol eden sinirlerin fonksiyonunu ameliyat sırasında takip edebiliyor.

Bir diğer önemli gelişme ise kızılötesi görüntüleme sistemleri. Tiroit bezinin yanında bulunan ve vücudun kalsiyum dengesinde önemli rol oynayan paratiroit bezlerinin ameliyat sırasında daha kolay fark edilmesini sağlayan bu teknoloji, bu yapıların korunmasına yardımcı olabiliyor.

Tek bir nodülün aşırı hormon üretmesi durumunda yalnızca nodülün bulunduğu lobun alınması yeterli olabiliyor. Bazı küçük tiroit kanserlerinde de kanserin bulunduğu lobun çıkarılması tercih edilebiliyor.

Ancak tümörün büyük olması, tiroit bezinin dışına taşması, agresif özellik taşıması veya lenf bezlerine yayılması gibi durumlarda bezin tamamının alınması gerekebiliyor.

Özellikle genç ve kadın hastalarda boyunda oluşabilecek ameliyat izi önemli bir kaygı oluşturabiliyor.

Klasik cerrahide boyun bölgesindeki kesi mümkün olduğunca küçük ve doğal cilt çizgilerine paralel olacak şekilde planlanırken, günümüzde endoskopik ve robotik cerrahiyle farklı giriş noktaları da kullanılabiliyor.

Bu kapsamda koltuk altı, ağız içi, meme başı, kulak arkası gibi bölgelerden tiroit cerrahisi gerçekleştirilebiliyor.

Son dönemde dikkat çeken yöntemlerden biri de ablasyon tedavisi.

Radyofrekans veya mikrodalga enerjisi kullanılarak gerçekleştirilen ablasyon, bazı iyi huylu tiroit nodüllerinde ve seçilmiş küçük tiroit kanserlerinde uygulanabiliyor.

Ancak uzmanlar bu yöntemin henüz her hasta için cerrahinin yerine geçtiği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Özellikle küçük tümörlerde elde edilen sonuçlar umut verici olsa da uzun dönem sonuçlarının daha fazla değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle ablasyon kararının nodülün yapısı, bulunduğu bölge ve çevre dokularla ilişkisi dikkate alınarak deneyimli ve multidisipliner bir ekip tarafından verilmesi önem taşıyor.

Tiroit nodüllerinin önemli bölümünün iyi huylu olması gereksiz endişelerin önüne geçerken, şüpheli nodüllerin de ihmal edilmemesi gerekiyor.

Boyunda fark edilen yeni bir şişlik veya nodül, yutma ve nefes alma güçlüğü ya da tiroit fonksiyonlarında değişiklik gibi durumlarda uzman değerlendirmesi önem taşıyor.

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!