İzmir
SON DAKİKA

Türkiye Kerkük petrolüne ortak oldu! Tarihi anlaşma ne getirecek?

Türkiye ile Irak arasında enerji alanında kritik öneme sahip anlaşmalar imzalandı. Yapılan anlaşma kapsamında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), BP'nin işlettiği Kerkük petrol sahasının yüzde 15 hissesini devraldı. Irak Başbakanı ise…

İsam Akgül İsam Akgül
30 Temmuz 2026 1 sa önce 2 okuma dk okuma
Türkiye Kerkük petrolüne ortak oldu! Tarihi anlaşma ne getirecek?
Türkiye Kerkük petrolüne ortak oldu! Tarihi anlaşma ne getirecek?

Türkiye ile Irak arasında enerji alanında kritik öneme sahip anlaşmalar imzalandı. Yapılan anlaşma kapsamında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), BP'nin işlettiği Kerkük petrol sahasının yüzde 15 hissesini devraldı. Irak Başbakanı ise Türkiye'ye günlük 1 milyon varil petrol ihraç edebileceklerini açıkladı. Uzmanlara göre anlaşma, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendirirken küresel enerji oyuncusu olma hedefini de hızlandıracak.

Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, Kerkük bölgesinin dünyanın en eski petrol sahalarından biri olduğuna dikkat çekerek bölgenin tarihsel önemine vurgu yaptı.

Karataş, "Burası bir kere birincisi dünyanın en eski petrol sahalarından biri. Aslında Kurtuluş Savaşı öncesinde ve 1926'da Birleşmiş Milletler'le genç Türkiye Cumhuriyeti'nin konuştuğu tam o hassas bölgeden bahsediyoruz. Şu anda Kerkük bölgesindeki yaklaşık 5 tane sahadan bahsediyoruz biz burada. Baba, Avanah, Bai Hassan, Jambur ve Khabbas sahaları. Bu sahalarda yaklaşık 3 milyar varillik şu anda tespit edilmiş bir petrol rezervi var." dedi.

Irak'taki petrol rezervlerinin büyük bölümünün Basra'da bulunduğunu belirten Karataş, "Yaklaşık Irak petrolünün %70'i Basra bölgesinde, %30'u da yoğun olarak bu bölgede bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Irak arasındaki petrol boru hattının uzun yıllardır çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Karataş, sürecin bugünkü anlaşmaya bir günde gelmediğini söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti 1973 yılında Irak Devleti'yle yaptığı anlaşmayla birlikte 1976'da ilk hattı yaklaşık olarak 1.000 kilometre uzunluğunda inşa etti. 1987'de ikinci hat yapıldı. Ancak İran-Irak Savaşı, Irak'ın Amerika tarafından işgali, istikrarsız dönemler, terör ve PKK'nın bölgedeki yoğun faaliyetleri nedeniyle hat neredeyse hiç kullanılamadı. 2020'den sonra özellikle Türkiye, Irak merkezi hükümetiyle çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdi. Bu bir günde çıkan bir anlaşma değil. Dışişleri Bakanımızın ve Enerji Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar'ın defalarca ziyaretleri oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle birlikte bugün gelinen noktada TPAO artık bu sahalarda ortak oldu."

Anlaşmanın yalnızca mevcut üretimle sınırlı olmadığını ifade eden Karataş, yeni arama ve geliştirme faaliyetlerinin de Türkiye'ye önemli katkılar sağlayacağını belirtti:

Karataş, "Dediğiniz gibi bu bölgede çıkartılma potansiyeli olan 3 milyar varil şu anda tespit edilmiş durumda. TPAO artık ortak olduktan sonra yeni geliştirmeler de yapacak uluslararası şirketlerle birlikte. Buradan çıkartma gelirinin yüzde 15'ine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli enerji şirketi TPAO ortak olmuş oldu. Gelecekle ilgili söyleyebileceğimiz 3 milyar varil diyoruz ama yeni kuyuların geliştirilmesi, bölgenin etrafında yapılacak çalışmalar belki o 3 milyar varili katlayacak. Yeni kuyular açılacak ve çıkacak ilave petrol için geliştirilecek projelerde de TPAO pay sahibi olacak."

Irak'tan Türkiye'ye günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatının stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Karataş, Ceyhan hattının tam kapasitesinin 1,5 milyon varil olduğunu söyledi:

"En önemlisi sizin bahsettiğiniz 1 milyon varil. Bu bölgeden gelip Türkiye'de Ceyhan'dan geçen hattın dizayn edilmiş kapasitesi 1,5 milyon varildir. İlk aşamada biz şu anda 750 bin varili planlıyoruz. 1 milyon varilin kritik anlamı şu; Türkiye'nin günlük tüketimi zaten 1 milyon varil. Sayın Cumhurbaşkanımız da bence oraya atıf yaptı. Yani garanti altına alıyoruz bu işi dedi. Dünyada oluşabilecek herhangi bir kriz, Hürmüz Boğazı'nın, Bab el Mendeb'in veya başka bir bölgenin kapanması bile Türkiye'nin sınır komşusundan petrol almasını etkileyemeyeceği için enerji arz güvenliğimizi petrol anlamında garanti altına alıyoruz."

Türkiye'nin yalnızca kendi topraklarında değil, dünyanın farklı bölgelerinde de enerji projelerinde yer aldığını belirten Karataş, milli enerji şirketinin küresel ölçekte önemli bir noktaya geldiğini söyledi:

"Milli enerji ve maden politikamızın ardından Sakarya Gaz Sahası devreye girdi. Kuzey Karadeniz'in doğusunda aramalar sürüyor. Libya, Cezayir, Somali ve yıl sonunda Pakistan'da çalışmalar gerçekleştirilecek. Bulgaristan'ın kıta sahanlığıyla ilgili de TPAO uluslararası bir enerji şirketiyle anlaşma yaptı. Artık sadece kendi topraklarında gaz ve petrol arayan bir ülke olmaktan çıktık. Proje geliştiren, gerekli altyapıyı kuran Türk mühendisliği ciddi bir kapasiteye ulaştı. Türkiye'nin milli enerji şirketinin artık küresel enerji ligine geçtiğini söyleyebiliriz. Azerbaycan'da da faaliyetler yürütülüyor. Irak bunun üzerine eklendi. Artık Türkiye sadece kendi petrol ve doğalgazını değil, dünyanın farklı bölgelerindeki enerji kaynaklarının üretiminde de uluslararası şirketlerle ortaklık geliştiriyor. Enerji Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar'ın birkaç yıl içinde TPAO'nun günlük 1 milyon varil petrol çıkaracağı yönündeki açıklamasının, sadece Türkiye'deki üretimi değil uluslararası projeleri de kapsadığını düşünüyorum. Tahminim 2028 sonu veya 2029 yılında milli enerji şirketimizin bu rakama ulaştığını göreceğiz."

Petrol anlaşmasının kısa vadede akaryakıt fiyatlarına doğrudan yansımayacağını ifade eden Karataş, bunun uzun soluklu bir yatırım olduğunu söyledi:

"Türkiye bu bölgenin yüzde 15 ortağı olduğunda gelirden pay alacak ancak aynı zamanda yatırım da yapacak. Buna 3, 5, 10, 20 ve 25 yıllık projeksiyonlarla bakmak gerekiyor. Aynı Sakarya Gaz Sahası'nda olduğu gibi. Süre ilerledikçe yaptığımız altyapı yatırımlarının maliyetini çıkardığımızda ve bölgeden daha fazla petrol ile doğalgaza ulaştığımızda, Somali'de, Pakistan'da ve Bulgaristan'daki projeler de dahil olmak üzere elde edilen gelir her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının zenginliğine dönüşecek. Belki Diyarbakır'da yeni kaynaklar bulunacak, Karadeniz'in ardından Doğu Akdeniz'de yeni keşifler yapılacak. Bunun yanında dost ve komşu ülkelerde geliştirilen projelerden de petrol ve doğalgaz geliri elde edeceğiz. Tabii ki bunun ekonomiye yansıması olacaktır. Ancak bence burada en önemli konu enerji arz güvenliği. Çünkü en pahalı enerji, olmayan enerjidir. Eğer enerjiniz yoksa fiyat konuşamazsınız. Türkiye öncelikle kendi enerji tüketimini ve sanayisini garanti altına alıyor. Karadeniz'deki doğal gazımız evlerde tüketilecek enerjiyi garanti altına alıyor. Aynı durum petrol için de geçerli olacak. Kendi ihtiyacınızı karşıladıktan sonra oluşacak her ek kapasite enerji maliyetlerini düşürecek. Bu da yıllık 60 ila 90 milyar dolar arasında değişen enerji açığının azaltılması anlamına geliyor."

Bu haberi paylaş
İlgili Haberler
Link kopyalandı!