Ahmet Hakan'ın Hürriyet Gazetesi'ndeki anlaşmayla ilgili yazısı şu şekilde;
Ne oluyor? Sünni blok mu oluşturuluyor? İslam NATO’su mu ortaya çıkıyor?
- Mekke Anlaşması’nın dini, mezhepsel, ideolojik herhangi bir yönü bulunmuyor. Anlaşmaya imza atanların böyle bir iddiası yok, böyle bir yaklaşımı yok, böyle bir niyeti yok. Anlaşmanın Mekke’de imzalanması ortak değerlere sembolik bir vurgudan başka bir şey değil.
- İsrail’in ya da İran’ın bu anlaşmadan rahatsız olmasının reel bir karşılığı yok. Mekke Anlaşması ne İsrail’e karşı, ne de İran’a karşı. Temel hedef şu: Barışı, istikrarı ve refahı korumak.
İran, Suudi Arabistan’a karşı saldırdığında ya da Afganistan ile Pakistan arasında çatışma çıktığında Türkiye buralarda savaşa mı girecek?
- Hayır, girmeyecek. Üçlü ittifak, etkin caydırıcılığı amaçlıyor. Üç ülke aynı ittifak içinde yer alarak çok yüksek bir caydırıcılık kapasitesine ulaşacak. Bu yüksek kapasite, ortaya çıkabilecek çatışma risklerini önlemek açısından büyük avantaj sağlayacak. Ayrıca böyle bir ittifak olmasına rağmen... Askeri harekât kararları, her zaman olduğu gibi yine anayasal düzen ve ulusal karar mekanizmalarında alınacak.
Pakistan’da nükleer güç var. Bu anlaşmayla Türkiye, nükleer güç şemsiyesi altına girmiş mi oluyor?
- Niye olsun? Bir NATO üyesi olarak Türkiye başka ittifaklara da girebilir. Mekke Anlaşması, NATO’dan ya da herhangi bir ittifaktan kopuş anlamına gelmiyor.
Bu ittifakta sadece Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan mı olacak?
- Hayır. Mekke İttifakı, diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini olacak.
- Bu bir savaş ittifakı değil, bu bir krizlere çözüm ittifakı. Bu bir yayılmacılık ittifakı değil, istikrar ve güvenlik ittifakı. Güvenlik, istikrar... Zaten başlı başına bir kazanç. Bunun dışında Türkiye’nin en büyük kazancı şu olacak: Savunma sanayisi daha da güçlenecek. Suudi Arabistan’ın finansal gücü, Pakistan’ın nükleer gücü ve Türkiye’nin savunma sanayisi gücü birleşecek. Daha ne olsun?